• (0232) 464-20-55
  • (0530) 877-10-57
  • (0536) 828 24 90
  • This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Cuma, 08 Eylül 2017 23:44

Jinekolojik Muayene Korkusu

Genç kadın sağlığında en önemli problemlerden bir tanesi, kadın hastalıkları ve doğum uzmanına gitmek istemeyen ve sağlık problemlerini kendi başına çözmeye çalışan genç kadınlardır. Aileden veya yakın çevreden duyulan çoğu yanlış bilgiler ile kadınlar kendi sorunlarını kendilerini çözmeye çalışmaktadırlar. Kadın doğum uzmanı hekimlere sadece evli bayanların gidebileceği algısı vardır ve bu durum yanlıştır.

Özellikle evli olmayan bayanlarda yani hymen (kızlık zarı) bulunan bayanlarda jinekolojik muayeneye gidebilirler. Bu şekildeki durumlarda doktor ile görüşmeye gidildiğinde durum anlatılır ve doktor da ona göre bir muayene yöntemi uygular. Hymen bulunan kadınlarda tabiki spekulum denen metal veya plastik vajina içerisine yerleştirilen, aletler kullanılmaz. Uzman bir doktor sadece labiumları aralayarak bölgeye bakar ( bartholin benzeri bir kist veya abse kontrolü yapar.)

Bu konuda sık sorulan sorular:

Doktor muayene ederken hymene zarar verir mi?

Muayene olduğunuz kişi uzman bir doktor olduğu için herhangi bir zarar vermez.

Hymen zarı bulunan kişilerde açı veya ağrı hissedilir mi?

Hayır muayene sırasında herhangi bir ağrı veya acı hissetmezsiniz. Fakat şikayetinize göre tedavi ve muayene değişeceği için kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

ÖNEMLİ!
Bilinçsizce etrafınızdaki kişilerden duyarak kullandığınız ilaçlar ilk başlarda şikayetinizi geçirebilir fakat daha sonrasında daha kötü bir şekilde tekrar belirebilir. Bu şekildeki durumlarda kesinlikle bir uzmana danışılmalı, bilinmeyen ilaçlar kullanılmamalıdır.

Yayınlandığı Kategori Jinekolojik Sorunlar
Teknolojideki gelişmeler tıpta da çığır açmaya devam ediyor. Kadın hastalıkları ile ilgili pek cok operasyon, Türkiyede kapalı ameliyat teknikleri ile yapılmaya başlandı.
EGE Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı tarafından "Ege Jinekolojik Endoskopi Sempozyumu"nun beşincisi yapıldı. Teknolojideki baş döndürücü gelişmeler endoskopik cerrahiye de yansıdı. Kadın hastalıkları ile ilgili pek çok operasyon kapalı ameliyat teknikleri ile yapılmaya başlandı. Rahim alınması, yumurtalık kistleri, endometriosis, myom operasyonlan rahim kanseri, sarkma ameliyatları kapalı cerrahi ile yapılabiliyor.
Kanser cerrahisi kolaylaşıyor
EÜ Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Jinekolojik Endoskopi Derneği Başkanı Prof. Dr. Fatih Şendağ, robotik cerrahinin hastanede kalma ve normal hayata dönüş süresini kısalttığı için işgücü kaybını da azalttığına dikkat çekerek "Türkiyede robotik cerrahide en çok üroloji ameliyatları yapılsa da Amerikada olduğu gibi ülkemizde de kadın hastalıklarının robotik cerrahide birinci sıraya yükseleceğini düşünüyorum. Robotik cerrahinin jinekolojik kanserlerde önemli avantaj lan var. Kanser cerrahisini kolaylaştırıyor ve daha iyi kanser kontrolü sağlıyor. Ulaşılamayan alanlara ulaşılabiliyor" diyor.
Açık ameliyat haksızlık
Prof. Fatih Şendağ, mümkünse tüm hastaların kapalı cerrahiden yararlanmaları gerektiğini kaydediyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: Çünkü kapalı tekniğin hastaya pek çok avantajı var. Ancak şu anda tüm hastaların bundan faydalanması mümkün değil. Bunun için laparoskopik cerrahiyi bilen doktorlann sayısının artması gerekiyor. Tabii devletin de laparoskopik cerrahileri destekleyen politikalar üretmesi gerekiyor. Zira gelişmiş toplumlarda iş gücü kaybı çok önemseniyor ve laparoskopi de iş gücü kaybını fazlasıyla azaltıyor. Oysa Türkiyedeki hastaların çok küçük bir bölümü kapalı ameliyat tekniklerinden yararlanabiliyor. Jinekolojik ameliyatlarda bu oran sadece yüzde 10 civarında, >>ÖZLEM YURTÇU
STAR 22 Nisan 2012
Yayınlandığı Kategori MEDYA
Cuma, 19 Şubat 2010 18:09

Myomdan Korkmayın

myomkorkma Bu röportajda Myom ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz. Kapalı ameliyatın avantajları nelerdir? Myomlar kanser tehlikesi taşırlar mı? Tanısı nasıl konur belirtileri nelerdir?

MYOMDAN KORKMA AMA HAFİFE DE ALMA! (Yeni Asır 19.02.2010)
Üreme çağındaki kadınlarda yüzde 45lere varan oranda, rahim ve çevresinde myom görülebiliyor. Kansere dönüşme olasılığı son derece düşük olan myomlar sıklıkla hiç müdahale edilmeden takip ediliyor. Bazen de myomun büyüklüğü ve kısırlık, kabızlık, ağrı gibi şikayetler nedeniyle ameliyatla alınması gerekebiliyor
Myomların rahmin en sık rastlanan iyi huylu tümörleri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Fatih Şendağ, "Myomlar her zaman belirtilerle varlıklarını belli etmezler. Bu nedenle birçok kadın bütün ömrünü miyomlarından haberi olmadan geçirebilir" diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Şendağ myomlar, yol açtıkları sorunlar ve tedavisi hakkında bilgi verdi.
-Myom nedir?
Myomlar; düz kas ve bağ dokusu içeren iyi huylu kitlelerdir. 2-3 mmden 25-30 cm çapa kadar değişik büyüklükte olabilirler. Yuvarlak ve pembemsi renktedirler ve rahim içinde her yerde bulunabilirler. Myom bir tane olabileceği gibi sayılamayacak kadar çok olabilir ve rahmin değişik yerlerinde görülebilir. Rahim içinde, duvarında, dışında, ağzında veya rahme sapla tutunmuş şekilde karın içinde olabilir.
-Belirtileri nelerdir?
Myomlar bazen hiçbir şikayete neden olmaz ve muayenede fark edilebilir. Belirtileri yerleşme yerine, büyüklüklerine ve gebelik durumuna göre değişiklik gösterebilir. Sık görülen belirtiler şunlardır:
■ Adet düzensizliği: Myomlar, bazen kadını kansız bırakacak kadar uzun süreli ve yoğun adet kanamalarına neden olabilirler. Bazı kadınlarda ara kanamalar da görülebilir.
■ Kasık ağrısı: Kasık ağrısı yavaş yavaş artabilir veya ani gelişebilir. Bel ve kasık ağrısı ve kasıklarda dolgunluk hissi myomlarla birlikte rastlanan belirtilerdir.
■ Sık idrara çıkma: Myom, idrar kesesine bası yapıyorsa sık idrara çıkma gibi şikayetlere yol açabilir.
■ Kabızlık: Myom kalın barsağa bası yapıyorsa kabızlık görülebilir.
■ Karında şişlik: Bazen hastayı doktora getiren neden karnın şişmesi olabilir. Hatta hasta kilo aldığını düşünebilir. Zayıf hastalar şişliği daha kolay farkedebilirler.
■ Kısırlık: Myomlar bazen kısırlık nedeni olabilir. Ancak diğer kısırlık nedenleri elendikten sonra myom kısırlıktan sorumlu tutulabilir.
■ Sık tekrarlayan düşükler: Myom, rahim boşluğuna doğru büyüyorsa sık tekrarlayan düşüklere neden olabilir. Rahim boşluğu, myom varlığı nedeniyle embriyonun tutunmasına uygun değildir. Gebelik gerçekleşse bile sağlıklı şekilde ilerleyemez ve düşükler görülür.
-Myomlar kanser tehlikesi taşımaz denebilir mi?
Myomların kötü huylu, yani kanser olma ihtimali binde bir gibi çok düşük bir orandır. Bu nedenle hastalara sıklıkla endişe etmenize gerek yok denir. Ancak, çok hızlı büyüme gösteren myomlarda bu ihtimali de göz önünde bulundurmak gerekir.
-Tanı nasıl konulur?
Myom tanısı koymak kolaydır. Tipik belirtilerle gelen bir kadında muayene ve ultrasonla yapılan jinekolojik değerlendirmede yüzde 99 doğrulukta tanı konulur.
Ultrason: Ağrısız bir inceleme yöntemi olan abdominal veya vajinal ultrason yardımıyla, ses dalgalarının yarattığı görüntülerle, iç ge-nital organlar değerlendirilir.
Histeroskopi: Bir teleskopik kameranın vajina ve rahim boynu aşılarak rahim içine doğru sokularak incelenmesi esasına dayanır.
Laparoskopi: Laparoskop adı verilen cihazla karından yapılan ufak bir kesiyle karın boşluğunun incelenmesi esasına dayanır.
Histerosalpingografi: Bu ilaçlı film tekniğinde ise yine vajinal yoluyla rahim ağzının hemen iç kısmına giren ince bir tüp ile verilen ilacın, rahim içinden tüpler aracılığıyla karın boşluğuna kadar yayılması görüntülenerek bu organlardaki anomaliler hakkında bilgi edinme amaçlanır.
-Nasıl tedavi edilir?
Myom belirgin bir şikayet yaratmıyorsa tedavi gerekmez. Sadece takip yeterli olur. Bu gibi durumlarda her 6 ayda bir muayene ve ultrason ile hastanın takibi yapılır. Değişiklik saptanır ise tedavi gereklidir. Myomun tedavisi ilaçla yapılmaz. Cerrahi müdahale gerekir.
-Myom şikayete neden olmasa bile doğurganlığa engel olabilir mi?
Rahim boşluğuna doğru büyüyen myomların histereskopi ile alınmasının gebelik şansını artırdığını biliyoruz. Rahim dışına doğru büyüyen myomlarla ilgili durum tartışmalıdır ve hastanın durumuna göre değerlendirme yapılmalıdır. Örneğin hastanın hiçbir şikayeti yok, çocuğu olmuyor ve 4-5 santim bir myomu var. Myom rahim boşluğuna doğru değil de dışarı doğru büyümüş. 40 yaşındaysa myom çıkarılmamalı ve tüp bebek gibi yöntemlerle gebelik sağlanmaya çalışılmalıdır. Çünkü ameliyat sonrası yara yeri iyileşmesi için 3 ay süre ile gebe kalınrnaması gerekir. Bu yaşlarda kadında yumurta rezervi zaten düşmüştür ve hastaya zaman kaybettirmemek gerekir.
Kapalı ameliyatın pek çok avantajı var
Ameliyat ne zaman gerekli olur?
Yakınmalara yol açan ve hızla büyüyen myomlar cerrahi olarak çıkarılmalıdır. Rahim bırakılarak sadece myomların çıkarıldığı ameliyatlara "myomektomi" denir. Myomektomi, kapalı yöntemle (laparoskopik cerrahi) yapılabilir. Kapalı ameliyatta karın bölgesini hiç açmadan, 1-1,5 santimlik bir keşiden özel cihazlarla 15 santimlik bir myom da çıkarılabilir. Burada asıl önemli olan, myomu çıkardıktan sonra rahim duvarında oluşan yara yerini iyi dikmektir.
Rahim içindeki yara yeri iyi dikilmezse ileride gebelik geliştiğinde rahim yırtılması riski söz konusu olabilir.
-Myomun kapalı ameliyatla çıkarılmasının ne gibi avantajları var?
Daha az kanama olması, hastanın işine daha çabuk dönmesi, karın duvarı bütünlüğü sağlandığı için ameliyat sonrası hareket kısıtlaması yaratmaması, izlerin çok daha az olması, karın açılmadığı için enfeksiyon riskinin daha az olması laparoskopik cerrahinin avantajlarıdır.
Myom hep aynı yöntemle mi çıkarılır?
Myomun yeri ve büyüklüğü cerrahi işlemin tipini belirler. Rahim boşluğuna yerleşen myomlar cerrahi histeroskopi ile çıkarılabilir. Rahme yerleştirilen histeroskop ile sadece rahim içinde yerleşen myomlar çıkarılır. Kapalı ameliyat olarak bilinen cerrahi laparoskopi ise rahmin dış duvarında yerleşen myomların çıkarılması için uygulanabilir, ince bir keşiden laparoskop ile karın içine girilir, ve myomlar çıkarılır. Hasta iki gün içinde iyileşir.


(Yeni Asır)
yeniasir.19.02.2010
Yayınlandığı Kategori MEDYA
Pazartesi, 09 Ekim 2017 22:59

İdrar Kaçırma Problemi

İnsanların sosyal hayatlarını kabusa çeviren bir sorundur idrar tutamamak.  Ufak bir cerrahi müdahale ile kurtulmak kolaylıkla mümkündür.  Kadın bu sıkıntısını anlatamayıp, utanarak ve idrar kaçırmayı kabullenerek yıllarca idrar kaçırma problemi ile yaşıyorlar.

Öncelikle idrar tutamamak nedir, bunu ele alalım. İdrar kaçırma bireyin istem dışı, tutamayarak idrarını kaçırmasıdır. Her kadın ve erkekte idrar torbası kapasitesini doldurduğunda beyine uyarıda bulunarak idrar yapma ihtiyacını hissettirir.  Fakat bazı durumlarda idrar torbası tam dolmadan veya tuvalete gitme hissi gelmeden de idrar kaçırılır. Birey idrarını tutamaz ve kaçırır hatta kimi zaman idrarını kaçırdığını fark edemez. Üzeri ıslandığında bunu fark eder ve idrar kaçırdığını anlar.

Öksürürken, hapşırırken, gülerken, ağır bir eşya kaldırırken, hatta oturuyorken idrarını yapıyorsa bu kişiye idrar kaçırma tanısını koyulur. Kimi hastalar su sesi duyduğunda veya her şey normalken bir anda idrarlarının kaçtığını söylerler. Çoğu kez bu durum tuvalete yetişemeden idrar kaçırma ile sonuçlanır. Bu durumlar ise idrar kaçırmanın başka bir şekliyle karşımıza çıkar ve sorun genellikle sinir sistemi hastalıklarına bağlı olarak gelişir.

Kadınlarda bu durum kendini ilk göstermeye başladığında utanarak bu yaşanılan durumu gizleme ihtiyacı hissederler. İdrar kaçırma sıklaştıkça bunun bir kader olduğunu düşünerek doktora gitmek yerine idrar kaçırmayla yaşamanın yollarını ararlar. Süreç kadınların kendilerini toplu yaşam alanlarından uzaklaştırıp sosyal planları en aza indirerek devam eder.

Yayınlandığı Kategori Jinekolojik Sorunlar

Çikolata kisti nedir?
Çikolata kistinin adı tatlı gibi gözüküyor fakat öyle değil. Çikolata kistinin tıptaki adı endometriozistir. Çikolata kistinin nasıl oluştuğunu açıklayacak olursak, her bayan belirli zamanlarda âdet kanaması görüyor. Bu kanamalar sırasında kanamanın birazı endometrioz denilen yere gidiyor. Eğer kişinin vücudu da uygunsa bu içeri giden kan hücreleri yumurtalıklara tutunarak çikolata kisti dediğimiz şeyi oluşturuyor. Aynı zamanda endometriozis hastalığı sadece kist yapmıyor diğer organlarda da hastalık yapabiliyor.

Çikolata kistinin belirtileri nelerdir? Erken fark edilirse önüne geçilebilir mi?
Çikolata kistleri âdet zamanları çok şiddetli ağrı yapabiliyor. Her âdet sancısı çikolata kisti ile alakalı olmayabilir fakat sancının şiddeti çok büyükse ve sürekli ağrı kesici almak zorunda kalıyorsanız, sosyal yaşantınızı büyük ölçüde etkiliyorsa bunu önemsemek gerekiyor. Bu hastalıktaki en büyük şikâyet âdet döneminde görülen ağrılardır. Özellikle genç kızlarda şiddetli ağrı görüldüğünde aile büyükleri tarafından evlendiğinde geçer deniliyor. Fakat sancılar gerçekten genç kız için dayanılmaz bir hale geliyor ve sosyal yaşantısının etkiliyorsa bir jinekoloğa gitmekte fayda var. Eğer erken yaşta bu hastalık fark edilirse ağrıyı geçiştirecek tedaviler uygulanabilir, çocuk sahibi olmak isteyen bir kişide görülüyorsa tedavi yöntemi değiştirilebilir.

Çikolata kistleri neden oluşur? Genetik faktörler rol oynuyor mu?
Genellikle hastalara sorduğumuz ilk sorulardan bir tanesi de bu soru. Annenizde, anneannenizde ya da kız kardeşiniz de bu hastalık var mı? Sorusunu hastaya yöneltiyoruz. Aynı zamanda bu sadece genetik faktörle olan bir şey değil, bağışıklık sisteminiz ile de alakalı. Endometriozisin oluşması için bağışıklık sisteminizin de izin vermesi lazım.

Âdet sancılarını ağrı kesici ile durdurarak bu hastalığa zemin hazırlamış oluyor muyuz?
Amerika’daki bir çalışmaya göre çikolata kisti hastalığının 8 yıl geç konulduğu saptanmış. Bayanların âdet sancıları var ve komşusundan, arkadaşından ağrı kesici istiyor. Her âdet zamanı bu şekilde ilaçlarla ağrıyı baskılıyor doktora gitmiyor. İleride çocuk sahibi olmak istediğinde ya da artık ağrı kesiciler de fayda etmediğinde kişi doktora geliyor ve çikolata kistinin varlığı görülüyor. Endimetriozis ilerleyen bir hastalıktır. Erken zamanda fark edilirse daha kolay şekilde tedavi edilebilir fakat ilerleyen zamanlarda bu hastalık bağırsaklara ya da idrar yollarına kadar ilerleyebilir. Bu yüzden bir bayan bu yönden şikayetleri olduğunda bir jinekoloğa ya da kadın doğum uzmanına gitmelidir.

Çikolata kistleri kısırlık yapar mı?
Çikolata kistleri kısırlığın sebeplerinden bir tanesidir. Yumurtalık kanallarını tıkayarak yumurtalıkların çalışmamasına sebep olabiliyor, yumurtanın döllenmesine engel olabiliyor ya da yumurtaların tutunmasını engelleyebiliyor. Dolasıyla pek çok faktör ile çocuk sahibi olmayı engelleyebiliyor.

Çikolata kistleri için ameliyat olunduğunda yumurtalıklara zarar gelir mi?
En çok endişe edilen durumlardan biri bu. Ben ameliyat olursam yumurtalıklarımı kaybeder miyim ya da yumurtalıklarıma zarar gelir mi diye soran kişi sayısı oldukça fazla. Hastamıza ise şöyle söylüyoruz: durumu değerlendiriyoruz, eğer bir ameliyat gerekiyorsa yumurtalığı koruyucu bir ameliyat yapıyoruz. Mutlaka kapalı ameliyat tekniğini öneriyoruz ki mümkün olduğunda daha hassasiyetle yumurtalık korunarak bir işlem yapılsın.

Çikolata kistleri diğer kistler gibi kendi kendine patlayabiliyor mu?
Bir kistin patlaması kolay değil fakat çikolata kistlerinin zaman zaman içeriği boşalıp çok daha şiddetli ağrılar yaptığı durumlar olabiliyor.

Çikolata kistleri ilaç ile tedavi edilebilir mi?
İlaçla tedavi yöntemi de mevcut fakat ilaç tedavisi daha çok ağrı üzerine yapılan bir yöntemdir. Hastanın ağrısı varsa ve çocuk isteği gibi bir durumu yoksa o zaman doğum kontrol hapları gibi haplar ile baskılayarak ağrıyı azaltabiliriz. Tabi bir de ileride çocuk sahibi olmak isteyen hastalar doğum kontrol ilaçlarını doğurganlıklarını azaltacak düşüncesi ile kullanmıyor fakat bu ilaçlar kesinlikle doğurganlığı etkilemezler.

Çocuk sahibi olmak isteyenlerde durum biraz daha farklı. Bu kişilere doğum kontrol hapı veremeyiz çünkü zaten çocuk sahibi olmak istiyor. Bu tür hastalarda ameliyatı daha ön planda tutuyoruz. Tabi ameliyata karar verirken de pek çok kritere dikkat etmek gerekiyor.

Ameliyat olacak bayanlara ne önerirsiniz?
Özellikle anneler biraz daha endişeli, acaba kızımın durumu ne olacak çocuk sahibi olabilecek mi gibi sorular soruyorlar. Sonuçta biliniyor ki, iyi yönetilirse tedbirler alınırsa bir sürü çözüm var. Çikolata kisti ilerde çocuk sahibi olmayı engeller diye bir kavram yok. Eğer bir ameliyat söz konusu ise bizim istediğimiz, ameliyat olacaksa 1 defa ameliyat olsun ilerde bu sıkıntıları tekrar çekmesin arzusudur. Bu yüzden işinde uzman kişilere gitmeleri gereklidir.

Doğum kontrol hapları zararlı mıdır?
Doğum kontrol hapları sadece doğum kontrol için verilmiyor. Doğum kontrol hapları ile rahim kanseri, yumurtalık kanseri risklerini, âdet kanaması aşırı olan kişilerde âdet kanamasını azaltılabilir.  Aynı zamanda doğum kontrol hapları hormon dengesizliği olan kişilerde ya da sivilceleri ile baş edilemeyen hastalarda da kullanılabiliyor. Pek çok sebep ile doğum kontrol hapı verilebilir. Bunların hepsindeki temel endişe doğum kontrol hapı kullanmak ilerde çocuk sahibi olmayı engeller mi veya şansını düşürür mü sorusudur. Her zaman söylediğimiz gibi şimdide söylüyorum böyle bir şey söz konusu değildir.

Çikolata kisti ameliyatına karar verildiğinde hastayı nasıl bir süreç bekliyor?
Hastaya göre yaklaşım ve tedavi yaptığımız için hastanın şikâyeti büyük önem taşıyor. Hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir teknoloji yok. Çünkü hastalığın sebebi adet görmekten kaynaklanıyor. Bazı hastalar ameliyat olduktan sonra her şeyin düzeleceği düşüncesi giriyor. Fakat böyle bir garantisi yok. Çünkü hasta âdet görmeye devam ettiği sürece bir endimetriozis veya çikolata kisti görülebilir. Eğer iyi bir cerrahi işlem yapılırsa tekrarlama şansı azalıyor aynı zamanda bu cerrahinin üzerine doğum kontrol hapı da ilave edersek tekrarlama oranı neredeyse %5’in altına kadar çekilebiliyor. Eğer kistin olduğu hasta hemen çocuk sahibi olacak ise doğum kontrol hapı vermiyoruz ve hemen çocuk sahibi olmalarını söylüyoruz. 6 aylık bir süre de doğal yollar ile gebelik elde edilebiliyorsa bir sorun yoktur. Fakat bu süre içerisinde bir gebelik elde edilemiyorsa o zaman hastamızı tekrar testlere sokuyoruz. Eğer sorun yumurtalıklardaysa yumurtalık geliştirici bir ilaç verebiliriz, bir aşılama yapabiliriz veya tüp bebek tedavisine başlayabiliriz.

Eğer 6 ay içinde normal yolla bir gebelik elde edilemiyorsa tüp bebek konusu nerede devreye giriyor?
Hastanın yaşını, kaç yıldır çocuk istediğini, eşinin sperm durumunu, yumurtalık rezevrlerini değerlendirerek bir karar veriyoruz. Bazen çikolata kisti için ameliyata alıyoruz bazen de direk tüp bebeğe alıyoruz. Tüp bebek tedavisi bu tür hastaların tedavisi skalasında var. Dolasıyla bazı hastalarımız ameliyat sonrasında kendiliğinden hamile kalıyor, bazılarına basit bir yumurta geliştirici ilaç veriyoruz, bazılarına aşılamayla destek oluyoruz bazı hastalarda da tüp bebek yapmak zorunda kalıyoruz.

Evli olmayan hastalarımız ameliyat olacak ise şu şekilde bir önerimiz oluyor: Ameliyatta yumurtalıklarınızda bir sorun olmaması için yumurtalarınızı alalım donduralım daha sonrasında evlendiğinizde çocuk yapmayı hedeflediğinizde tüp bebek tedavisine başlayalım diyoruz. Eğer hasta kabul ederse önce yumurtaları topluyoruz daha sonrasında ise ameliyatı gerçekleştiriyoruz.  Çünkü her zaman olmasa da bazen yumurtalık rezervi çok düşüyor ve yumurta cevabı azalabiliyor.

Yayınlandığı Kategori Çikolata Kisti
Salı, 19 Ocak 2010 15:14

Menopoz

Menopoz dönemi, bir kadının adet döngüsünün bittiği döneme verilen addır. Bu noktaya varmaya yaklaşmış dönemlere menopoza geçiş dönemi adı verilir. Menopoz dönemi, ergenlikle başlayan üreme yıllarının bittiği dönemdir.
Menopoza girmek için ortalama yaş 51dir. Menopoz sonrası birçok kadın hayatlarından hala tat alabilmektedir.

Menopoz Nedir?
Yumurtalıklar tarafından üretilen hormona Östrojen Hormonu denir. Yumurtalıklar ergenlik döneminden menopoz dönemine kadar östrojen hormonu üretirler. Östrojen bütün adet döngüsü sırasında üretilir ve endometriumun her ay kalınlaşmasına sebep olan hormon budur.
Adet döngüsünün yaklaşık 14. gününde yumurtalıklardan bir yumurta salıverilir ve bu yumurta tüplerden birine doğru yol alır. Eğer yumurta döllenmez ise, gebelik oluşmaz. Bu durumda, hormon düzeyleri düşer. Bu durum, uterusa dökülmesi sinyalini verir, bu da adet olmanın sebebidir.

Östrojen ve Menstural Değişiklikler
Menopoz dönemi yaklaştıkça, yumurtalıklar daha az östrojen hormonu üretmeye başlar. Menopozun yaklaştığını gösteren en önemli belirti adet döngüsündeki değişikliklerdir. Bir veya daha çok adet döngüsü atlanabilir bu dönemde. Adetlerde yoğunluk bakımından bir azalma veya çoğalma olabilir. Adet kanaması da normalden uzun veya kısa olabilir.
menopozfallop

Anormal kanama bazen uterustaki bir problemi işaret edebilir. Menopoz dönemine yaklaşırken adet kanamalarında değişiklikler olabilir ancak, normal olmayan kanamalar konusunda yine de dikkatli olmakta fayda vardır. Aşağıdaki durumlarda doktorunuzla iletişime geçiniz :

  • Adet döngünüzde değişiklik olursa
  • Pıhtılı ve aşırı kanamanız varsa
  • Kanamanız normalden uzun sürerse
  • 3 haftadan daha kısa sürelerde kanama olursa
  • Cinsel ilişki sonrası kanama olursa

Bir noktada yumurtalıklar endometriumu kalınlaştıracak yeteri miktarda östrojen üretmemeye başlarlar. Bu, menstural siklusların bitmesidir.
Menopoz sonrası diğer salgı bezleri ve vücut tarafından az bir miktarda östrojen üretilmeye devam edilir. Aşırı kilolu kadınlarda menopoz belirtileri yaşanmayabilir çünkü eksta vücut yağları sayesinde yumurtalıklar çalışamamaya başladıktan sonra dahi östrojen üretilmeye devam edilir.

Erken Menopoz
Erken menopoz, kadının yumurtalıkları birden çalışmamaya başladığı zaman veya yumurtalıkları alındığı zaman gerçekleşir. Erken menopoz yaşayan kadınların hormon almaları gerekmektedir.
Rahmin alınması yani histerektomi adet döngüsünü bitirir ancak, yumurtalıklar da alınmadığı taktirde, erken menopoza sebep olmaz. Eğer operasyon sonrası yumurtalıklar alınmamışsa, çoğu kadın menopozu normal yaşında yaşar.

Yayınlandığı Kategori Menopoz
Salı, 19 Ocak 2010 15:06

Menopoz Belirtileri

Menopozdan Ne Beklemeli?
Menopoz, yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Menopozla beraber gelen düşük östrojen düzeyi, vücudunuzda bazı değişikliklere sebep olacaktır. Bu değişiklikler zaman içinde yavaş yavaş gerçekleşir. Ancak menopoz her kadında farklı yaşanabilir. Bazı kadınlar vücutlarında ve ruh hallerinde küçük değişiklikler yaşarken, bazıları ise menopoz ve semptomları ile baş etme konusunda zorlanabilirler.

Sıcak Basmaları
Menopozun en yaygın belirtisi sıcak basmalarıdır. Menopoz dönemi yaşayan kadınların %75inde görülür. Sıcak basması; vücudu birdenbire saran ateş duygusudur. Sıcak basmaları gündüz veya gece günün herhangi bir vaktinde yaşanabilir. Hafif veya şiddetli olabilirler. Sıcak basması genellikle 30 saniye ile birkaç dakika arasında sürebilir. Bazı kadınlarda birkaç ay, bazılarında birkaç yıl yaşanırken, bazı kadınlarda hiç görülmeyebilir.

Uyku Problemleri
Menopoza yaklaşırken uyku problemi yaşayacağınız en büyük problemlerden biri olabilir. Az uyku ruh halinizi, sağlığınızı ve günlük aktivitelerinizi etkileyebilir. Bazı kadınlarda daha az REM uykusu yaşanabilir. Rem uykusu uykunun rüya görülen bölümüdür ve normalde uykunun %20sini oluşturur. Rem olmadan, uykudan uyandığınızda kendinizi dinlenmemiş hissedebilirsiniz. Sıcak basmaları uyku probleminin ana sebebi olsa da, bazıları için derin uykudan uyanma sebebi de olabilir.

Vajinal Ve İdrar Yolları Değişiklikleri
Östrojen eksikliği vajinada bazı değişikliklere sebep olur. Endometrium daha ince ve kuru bir yapıya sahip olabilir. Bu değişiklikler cinsel ilişki esnasında ağrıya neden olur. Aynı zamanda vajinayı enfeksiyonlara daha yatkın bir hale sokabilirler ve bu durum da, yanma ve kaşınmaya sebep olabilir.
İdrar yollarındaki dokular da yaşla birlikte değişikliğe uğrarlar. Üretra yani idrar yolu daha kuru, iltihaplanmış ve tahriş olmuş bir hal alabilir. Bazı kadınlar daha sık idrara çıkma ihtiyacı hissedebilirler. Menopozdan sonra idrar kesesi iltihaplanmaları riski artabilir.

Kemik ve Diğer Vücut Değişiklikleri
Kemik kaybı yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Menopoz döneminde kemik kaybı oranı artar. Osteoporoz denilen kemik incelmesi, yaşlı kadınlarda kemik kırılması riskini arttırır. Kalça, bilek ve omurgalardaki kemikler, bu durumdan en çok etkilenenlerdir.
Menopoz öncesi üretilen östrojen hormonu kadınları kalp krizinden korur. Menopozla beraber azalan östrojen miktarı ile beraber, kadınların bu korunması da azalır ve kalp krizi riski artar.

Duygusal Değişiklikler
Menopoz ani ruh hali değişiklikleri veya depresyona neden olmaz. Ancak hormon seviyelerindeki değişiklikler sebebiyle kendinizi daha sinirli, asabi veya yorgun hissedebilirsiniz. Bu duygular menopozun diğer bir semptomu olan uyku probleri kaynaklı da gerçekleşebilir.
Eğer çok fazla stres altındaysanız, menopoz kaynaklı değişikliklerle baş etmeniz daha da zorlaşabilir. Orta yaşlardaki birçok kadın her şeye rağmen, önemli hayat değişikliklerinden geçerler. Zaman geçtikçe ve roller değiştikçe aile içinde stres yaşanabilir. Parasal veya iş kaynaklı problemler de stres yaratabilir. Bazı kadınlar çocuklarının evden gidişini seyrederken, boş bir yuva ile nasıl baş edileceğini öğrenirler. Bazıları artık çocuk sahibi olamayacakları için üzülürler. Eğer bu duygularla baş etmekte zorlanırsanız eşinizle, yakın bir arkadaşınızla, danışman veya doktorunuzla konuşmanızda fayda vardır.

Cinsellik
Menopoz cinsel birliktelikten zevk alma yetinizi etkilemez. Ancak östrojen eksikliği vajinal kuruluk yaratabilir. Östrojen desteği ve vajinal kayganlaştırıcılar vajinayı nemlendirerek ilişkiyi kolaylaştırıcı etkide bulunabilir.
Düzenli cinsel ilişki vajinanın doğal elastikiyetini korumasına yardımcı olur. Eğer düzenli bir şekilde cinsel ilişkide bulunuyorsanız, menopoz sırasında büyük değişiklikler yaşamayabilirsiniz.
Menopoz dönemi veya sonrası bazı kadınların cinselliğe ilgileri azalabilir. Düşük hormon seviyeleri sebebiyle bu durum yaşanır.
Erkeklerde de yaşla paralel olarak cinsellik isteği azalabilmektedir. Daha yaşlı bir erkeğin ereksiyon olması veya boşalması daha geç olabilmekte, veya iktidarsızlık problemleri baş gösterebilmektedir. İktidarsızlık genellikle fiziksel veya tıbbi problemlerden veya kullanılan ilaçlardan kaynaklanmaktadır. Çoğu vakada başarıyla tedavi edilebilmektedir.
Eşinizle hisleriniz hakkında konuşunuz. İletişim, bu tür değişiklik zamanlarında anahtar noktadır.

Doğum Kontrolü
Menopoz belirtilerine rağmen, hala gebe kalabilme ihtimaliniz olabilir. 1 yıldır menopoz sürecinde değilseniz, gebelik riski hala devam etmektedir. Bu süreçte aşağıdaki doğum kontrol yöntemlerinden birini tercih edebilirsiniz :

  • Doğum kontrol hapları - Sigara içmeyen 40 yaşın üstündeki bayanlar için güvenlidir
  • Hormon implantları veya enjeksiyonları
  • Rahim içi aletler
  • Bariyer metodları - Diyafram, prezervatif
  • Tüp bağlama operasyonu veya vazektomi

Doğum kontrol hapları östrojen bulundurduğu için, kadınlar için çok iyi bir tercih olabilir. Doğum kontrol hapları kadınlarının kalp krizleri ve bazı kanser çeşitlerine karşı koru yucu etkileri vardır.
Adet döngüsünün belli günlerinde ilişkide bulunmamak (gün saymak) da bazı kadınlar tarafından kullanılan bir çeşit doğum kontrol yöntemi olabilir ancak, yumurtlama düzenli olmadığı için bu metoda menopoz döneminde güvenilmez.

Jinekolojik Muayene
Her kadının periyodik göğüs, pelvik ve jinekolojik muayenesi için düzenli olarak doktora gitmesi gerekmektedir. Cinsel aktik bayanların düzenli olarak smear testi yaptırması lazımdır. Doktor ziyaretleri arasında kadınların kendi kendilerine göğüs kontrolü de yapmaları gereklidir.
Yaşınıza göre, doktorunuz sizden mamografi de isteyebilir. 40 yaşın üstündeki her kadının 2 yılda bir, 50 yaşın üstündeki her kadının ise yılda bir kere mamografi çektirmesi gereklidir.

Periyodik Sağlık Değerlendirmesi
Rutin Testler Sıklık
Smear testi Düşük risk sonucu çıktıysa, 3 normal testten sonra doktor - hasta ortak kararı
Kolestrol 5 yılda bir
Mamografi 49 yaşına kadar 2 senede bir, 50 yaşından sonra senede bir
Dışkısal gizli kan testi 50 yaşından sonra senede bir
Sigmoidoskopi 50 yaşından sonra 3 - 5 seneden bir

Yayınlandığı Kategori Menopoz
Cumartesi, 16 Ocak 2010 18:43

Yumurtalık Kistleri

Yumurtalık kistleri, yumurtalığın içinde veya üzerinde yer alan, içleri sıvı dolu keseciklerdir. Yumurtalıklar uterusun her iki tarafında da yer alan, badem büyüklüğündeki organlardır. Yumurtalar yumurtalıklarda gelişir ve büyür ve doğurganlık zamanlarında her ay regl döneminde dışarı atılır.
Birçok kadında yumurtalık kistine rastlanabilir. Çoğu yumurtalık kisti hiçbir rahatsızlık vermez ve zararsızdır. Birçok kist birkaç ay içinde tedavisiz bir şekilde geçer.
Ancak bazı çatlayan yumurtalık kistleri ciddi semptomlar yaratabilir. Sağlığınızı korumanın en iyi yolu kist semptomlarını ve çeşitlerini bilerek, düzenli muayeneyi aksatmamaktır.
Semptomlar
Yumurtalık kistiniz olup olmadığı konusunda semptomlara güvenemezsiniz. Çünkü kistiniz olmasına rağmen, hiçbir semptomunuz olmayabilir. Veya semptomlarınız endometrioz, ilhitaplı pelvik hastalık, dış gebelik veya yumurtalık kanserine benzerlik gösterebilir. Hatta apandist ve divertikül iltihabı da benzer semptomlara sahiptir.
Yine de, semptomları gözlemlemek, vücudundaki değişiklikleri izlemek ve hangi semptomun önemli olduğunu bilmek çok önemlidir. Eğer yumurtalık kistiniz varsa, aşağıdaki semptomlardan bir veya birkaçını gözlemleyebilirsiniz :

  • Adet düzensizlikleri
  • Pelvik ağrı - kesik kesik veya düzenli bir ağrı
  • Adetinizden hemen önce başlayan veya bitmesine yakın son bulan pelvik ağrı
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Bağırsak hareketliliği sırasında ağrı veya bağırsaklarda baskı
  • Mide bulantısı, kısma veya hamilelikteki gibi göğüs hassasiyeti
  • Karın bölgesinde şişlik veya ağırlık hissi
  • İdrar kesesi veya rektum bölgesinde baskı


Doktora Ne Zaman Gitmeli?

  • Ani ve şiddetli karın veya pelvik bölgesinde ağrı
  • Ateş ve kusmayla beraber ağrı hissiyatı varsa bir an önce doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Bu semptomlarınız ve soğuk, nemli cilt, hızlı hızlı nefes alma, hafif baş ağrısı veya zayıflık gibi diğer semptomlarınız da olabilir, doktorunuza danışınız.
Sebepler
Yumurtalıklarda her ay kiste benzer şekilde folliküller oluşur. Folliküller östrojen ve progesteron hormanlarını üretir ve yumurtladığınız dönemde yumurtayı serbest bırakır. Bazen aylık normal bir follikül büyümeye devam eder, bu durumda buna fonksiyonel kist denir. Bu demektir ki, bu kist adet döngüsünün normal fonksiyonu sırasında oluşmuştur. 2 çeşit fonksiyonel kist vardır :

  • Folliküler Kist : Adet döngüsünün ortasına doğru, beyninizdeki hipofiz bezi LH hormonu salgılar, ve bu folliküle yumurtayı serbest bırakmasını bildirir. Herşey plana uygun gittiğinde, yumurta follikülden çıkar ve döllenmenin gerçekleşeceği fallop tüplerine doğru yolculuğuna başlar.

Folliküler kist LH artışı gerçekleşmediği zaman oluşur. Sonuçta follikül çatlamaz ve yumurtayı serbest bırakmaz. Onun yerine büyür ve kiste dönüşür. Bu tarz kistler genelde zararsızdır, nadiren ağrı yapar ve genellikle 2 - 3 adet döngüsü dahilinde kendiliğinden yok olurlar.

  • Korpus luteum Kisti : LH hormonu artığında ve yumurta serbest bırakıldığında, çatlamış follikül, gebelik olması için, daha büyük miktarlarda östrojen ve progesteron üretmeye başlar. Bu değişmiş follikül artık Korpus luteumdur. Ancak bazen, yumurtanın çıkış kapısı tıkanır ve follikülün içine sıvı birikerek korpus luteumun kist oluşturmasına sebep olur.

Bu kist genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden geçse de, 7 cmlik bir kist de oluşturarak; iç kanama yapabilir, yumurtalığın dönmesine sebep olabilir, kan teminini engelleyebilir ve karın ağrısına neden olabilir. Eğer kanla dolarsa, kist parçalanarak iç kanamaya ve ani şiddetli bir ağrıya sebep olabilir.
Komplikasyonlar
Büyük bir yumurtalık kisti karında rahatsızlık hissi verebilir. Eğer büyük bir kist idrar kesesine baskı yapıyorsa, daha sık idrar yapma ihtiyacı duyabilirsiniz.
Bazı kadınlarda semptomu olmayan ama pelvik muayene esnasında keşfedilen kistler gelişebilir. Menopoz sonrası oluşan kistik yapılar kanser öncüsü olabilirler. Bu faktörler düzenli muayeneyi önemli kılmaktadır.
Aşağıdaki kist çeşitleri fonksiyonel kistlere göre daha nadirdir :

  • Dermoid Kist : Bu kistler, insan yumurtalarını üreten hücrelerden oluştukları için, içlerinde saç, deri, diş gibi dokuları barındırabilirler. Nadiren kanserlidirler, ama büyüyerek yumurtalığı normal yerinden edebilirler. Bu, yumurtalık torsiyonu olarak adlandırılan, yumurtalığın ağrılı bir şekilde dönmesi ihtimalini arttırır.
  • Endometrioma (Çikolata Kisti) : Bu kistler endometriozun bir sonucu olarak gelişirler. Endometrioz rahim iç tabakasında bulunan ve her ay adet kanaması şeklinde dışarıya dökülen endometriumun vücutta rahim dışında bir yere yerleşmesidir. Bu doku yumurtalığa yapışarak orada büyüyebilir.
  • Kistadenom : Bu kistler yumurtalık dokusundan oluşurlar ve içlerinde suya benzer bir sıvı veya sümüksü bir materyal vardır. 17 cme kadar büyüyebilir ve yumurtalık torsiyonuna neden olabilirler.

Testler ve Teşhis
Pelvik muayene esnasında bir kiste rastlanabilir. Eğer kistten şüphelenilirse, doktorunuz kistin niteliği ve tedaviye ihtiyacınız olup olmadığını belirlemek için ileri testler isteyebilir.
Genelde doktorlar kistin teşhisi için birçok soru yöneltirler

  • Şekil
  • Büyüklük
  • Bileşim : İçi sıvı doluysa, tekbir çeşit sıvı mı yoksa karışık mı?

Kistin niteliğini belirlemek için doktorunuz aşağıdaki prosedürleri gerçekleştirebilir :

  • Gebelik testi : Pozitif bir gebelik testi, kistin Korpus luteum olduğunu belirtebilir.
  • Pelvik ultrason : Bu alet ile karın üstünden veya vajina içinden rahmin ve yumurtalıkların görüntüsünü verir.
  • Laparoskopi : Laparoskop yardımıyla doktorunuz yumurtalıkları görebilir ve kisti alabilir.
  • CA 125 Kan Testi : Eğer bir kısmı katı olan bir yumurtalı kistiniz varsa, kanser riskiniz de vardır ve doktorunuz CA 125 kan testi isteyebilir. CA 125 kan testi aynı zamanda endometrioz gibi kanserli bir durum teşkil etmeyen zamanlarda da istenebilir.

Tedavi ve İlaçlar
Tedavi yaşınıza, kistin niteliğine ve büyüklüğüne ve şikayetinize göre değişebilir. Doktorunuz şunları tavsiye edebilir :

  • Gözlemleme : Eğer üreme yıllarınızda iseniz, şikayetiniz yoksa ve ultrasonda basit içi sıvı dolu bir kistiniz çıktıysa; doktorunuz beklemeyi ve 1 - 3 ay içinde tekrar muayeneyi önerebilir. Gözlemleme ultrason eşliğinde düzenli takibi içerir.
  • Doğum Kontrol Hapları : İleriki adet dönemlerinde yeni kistlerin oluşumunu engellemek için doktorunuz doğum kontrol hapı önerebilir. Doğum kontrol hapları ile yumurtalık kanserine yakalanma ihtimaliniz de düşer.
  • Operasyon : Eğer kist büyükse, fonksiyonel kiste benzemiyorsa ve büyümeye devam ediyorsa, doktorunuz operasyonla bunu almayı da önerebilir.

Bazı kistler kistektomi olarak bilinen yumurtalığın alınmasına gerek kalmadan alınabilirler. Doktorunuz zarar görmüş bir yumurtalığı alıp, zarar görmemiş olanı bırakmayı da önerebilir. Buna da ooferektomi denir. Her iki prosedürde de doğurganlığınıza bir zarar gelmez. En azından bir yumurtalığı almamak ile östrojen üretimi devam eder.
Eğer kistiniz kanserliyse, doktorunuz histerektomi yani hem yumurtalıkların hem de rahmin alınmasını önerir. Menopozdan sonra kanserli kist oluşumu artar. Sonuçta çoğu doktor menopozdan sonra oluşan kistik yapıları için operasyonu önerir.
Korunma
Yumurtalık kistinin büyümesini engellemenin kesin bir yolu olmasa da, düzenli pelvik muayeneler ile erken teşhis yapılabilir. Ayrıca, aylık menstural döngünüzdeki değişikliklere dikkat edin, semptomları gözlemleyin ve olumsuz bir durumda doktorunuzla temasa geçin.

Yayınlandığı Kategori Enfeksiyon - Kist - Kanser
Pazartesi, 25 Ocak 2010 17:30

Kürtaj

Tanısal Küretaj (D&C)
Tanısal küretaj rahmin içinden doku alınması işlemi olarak tanımlanır. Aşırı kanama, düşük veya gebelik küretajı sonrası rahim boşluğunun temizlenmesi gibi çeşitli rahim problemlerinin teşhisi ve tedavisi için kullanılır.
İşlemde doktorunuz öncelikle rahim ağzını genişletir. Rahjim ağzı vajina ve rahmi birbirinden ayıran rahmin alt ksımıdır. Daha sonra küret denen alet rahmin içine sokularak gerekli doku alınır.

Neden Yapılır?
Tanısal küretaj teşhis veya tedavi amaçlı olabilmektedir.

Teşhis : Teşhis amaçlı yapılan tanısal küretajda endometrium yani rahmi çevreleyen dokudan örnek alınır ve üzerinde çalışılır. Bu genelde aşağıdaki durumlarda yapılır :

  • Aşırı kanama
  • Menopoz sonrası kanama
  • Şiddetli menstürel ağrı
  • Hamile kalamama
  • Rahimağzı kanserinden şüphelenilebilecek anormal hücrelerin varlığında

Alınan doku aşağıdakilere karşı test edilir:

  • Rahim kanseri
  • Rahimağzı kanseri
  • Rahim polipler
  • Endometrial Hiperplazi

Tedavi : Tedavi amaçlı yapılan küretajda doktorunuz rahmin içeriğini alır. Bu, aşağıdakiler için yapılabilir :

  • Normal plasentanın yerine tümör oluşan molar gebeliği sonlandırmak
  • Rahimde kalmış plasentayı alarak, doğum sonrası aşırı kanamayı tedavi etmek
  • Rahimağzındaki veya rahimdeki polipleri almak
  • Enfeksiyon veya aşırı kanamayı önlemek ve sonraki gebelikler için yer hazırlamak için düşük veya gebelik küretajı sonrası rahimde kalmış dokuyu temizlemek

Tanısal küretaj genellikle histeroskopi ile beraber yapılır. Histeroskopi rahim içine bakmanın bir yoludur. Histeroskop denilen cihaz ile rahimle ilgili problemin teşhisi veya tedavisi yapılabilmektedir.

Riskleri : Tanısal küretaj genellikle güvenilir bir işlemdir, komplikasyon olma ihtimali oldukça düşüktür. Ancak yine de bazı riskler vardır;

  • Rahmin Perforasyonu (delinmesi) : cerrahi bir alet rahimde delik açarsa bu durum gerçekleşir. Kadınların %1inde olabilir ama hamile olan veya menopozda olan kadınlarda daha sık rastlanır. Bu dokular genelde kendiliğinden iyileşirler. Ancak eğer bir kan damarı veya başka bir organ zarar gördüyse, durumu düzeltmek için ikinci bir prosedüre ihtiyaç duyulabilir.
  • Rahimağzına Zarar Verilmesi : Eğer tanısal küretaj esnasında rahimağzına zarar gelirse, doktorunuz basınç uygulayarak, kanamayı durdurmak için ilaç vererek veya dikerek durumu tedavi edebilir.
  • Rahim Duvarında Yara Dokusu : Bazı nadir durumlarda küretaj rahimde yara dokularına sebep olabilir. Rahim içinde yapışıklık oluşmasına Asherman Sendromu denir ve genellikle düşük veya doğum sonrası yapılan prosedürlerde gerçekleşir. Anormal ve ağrılı adet dönemine, gelecekteki düşüklere ve kısırlığa sebep olabilir. Sağlıklı rahim dokusunun gelişmesini tetikleyen hormon kullanımı ile veya yara dokusunun operasyonla alınması ile tedavi edilebilir.
  • Enfeksiyon : Küretaj sonrası enfeksiyon olası ancak nadirdir.

Aşağıdakilerden birisine rastlarsanız doktorunuzla temas kurunuz:
- Ateş
- 48 saatten uzun süren kramp
- İyileşeceğine daha da kötüleşen ağrı
- Vajinadan gelen kokulu akıntı

Hazırlık : Tanısal küretaj hastane, klinik veya muayenehanelerde yapılan bir işlemdir. İşlem nerede yapılırsa yapılsın orada, birkaç saat geçireceksiniz. Küretaj öncesi birşey yiyip içmeyin, işlem sonrası eve dönüşünüz için bir yakınınızdan size eşlik etmesini isteyin çünkü anestezi sebebiyle kendinize gelememiş olabilirsiniz. Prosedür sonrası 1 veya 2 gün içerisinde normal aktivitelerinize devam edebilirsiniz.
Bazı durumlarda doktorunuz rahimağzının genişletilmesi için prosedürden birkaç saat veya 1 gün evvel tedavi verebilir. Bu, hamileliği bitirme veya belli histeroskopi çeşitlerinde, rahimağzının standart küretaja göre daha fazla genişletilmesi gereken durumlarda uygulanır. Bu gibi durumlarda, doktorunuz rahimağzını rahmi yumuşatan bir ilaçla genişletir veya rahimağzına laminaria denilen bir alet sokarak açılmasını sağlar. Laminaria rahimağzındaki sıvıyı abzorbe ederek aşama aşama serviksi genişletir.

Ne Beklemelisiniz?
İşlem Esnasında : Tanısal küretaj esnasında genel, bölgesel veya lokal anestezi alırsınız. Tıbbi geçmişiniz ve tercihinize göre bunu doktorunuzla görüşebilirsiniz. Genellikle, hamilelikle ilgili durumlarda lokal anestezi uygulanır. Teşhis amaçlı yapılan küretajlar genellikle genel anestezi ile uygulanır.

  • Genel Anestezi : Maske aracılığıyla veya damar yolu aracılığıyla anestezi verilir. Damar yolu el, kol veya boyundan açılabilir. Anestezi sizin prosedür esnasında uyumanızı sağlar, bu sayede hiçbir ağrı hissetmezsiniz. Düzgün nefes alış verişinizin sağlamak için ağzınızdan solukborunuza doğru bir tüp takılır. Genel anestezi kasları rahatlatır ki doktor bu sayede pelvik muayeneyi daha rahat bir şekilde gerçekleştirir.
  • Bölgesel Anestezi : Omurilik çevresine anestezi enjekte edilir ve bu prosedür esnasında ağrıya engel olur. Aynı zamanda damar yolundan verilen bir yatıştırıcı ile sakinleşmeniz ve rahatlamanız sağlanabilir.
  • Lokal Anestezi : Direkt olarak servikse ve çevresine anesteji enjekte edilir, ve alan hissizleşir. Aynı zamanda damar yolundan verilen bir yatıştırıcı ile sakinleşmeniz ve rahatlamanız sağlanabilir.

Prosedür sırasında sırtınızın üstüne yatar ve bacaklarınızı kaldırırsınız. Doktorunuz vajinaya spekulum takarak serviksi görür. Daha sonra servikse gittikçe kalınlaşan çubuklar sokarak tamamen açılana dek serviksi genişletir (genelde 6 - 9 mm). Daha sonra kürete etmeye başlayarak dokuyu alır. Bu işlem esnasında ya uyuyor ya da yatıştırılmış olduğunuz için hiçbir rahatsızlık hissetmezsiniz. İşlem yaklaşık 15 dakika kadar sürer.

İşlemden Sonra : Küretaj işleminden sonra birkaç saat dinlenmeniz gerekir. Böylece doktorunuz vajinal kanama veya diğer komplikasyonlara karşı sizi gözlemler. Bu size anesteziden sonra kendinize gelme fırsatı tanır. Eğer genel anestezi uygulandıysa;
- Mide bulantısı
- Kusma
- Ağzınızdan solukborunuza doğru tüp takıldıysa boğaz ağrısı çekebilirsiniz.
- Uyku hali yaşayabilirsiniz.
Küretaj sonrası olabilecek yan etkiler birkaç gün sürebilir ve şunları içerir:
- Hafif kramp
- Leke tarzı kanama
Kramplar ağrı kesicilerle tedavi edilebilir. Prosedür sonrası serviks normal boyutuna ulaşana dek vajina içine birşey girmemesi çok önemlidir. Çünkü rahme bakteri girebilir ve enfeksiyon gelişebilir. Doktorunuza ne zaman cinsel ilişkide bulunabileceğiniz ve tampon kullanabileceğiniz konusunda danışabilirsiniz.
Eğer düşük sebebiyle küretaj yapıldıysa, doktorunuza tekrar ne zaman hamile kalmanın güvenli olduğunu sorun.
Küretaj sonrası rahminiz yeni bir doku geliştirecektir bu sebeple bir sonraki adetiniz zamanında gelmeyebilir.
Sonuç
Doktorunuz işlemden bir süre sonra kontrol için sizinle görüşmek isteyecektir.

Yayınlandığı Kategori Jinekolojik Sorunlar
Pazartesi, 25 Ocak 2010 17:22

Sezeryan

Sezeryan; karında açılan bir kesi aracılığıyla bebeğinizi doğurmanın operatif bir yoludur. Bazı sezeryanlar hamilelikle ilgili komplikasyonlar veya önceki sezeryanlar sebebiyle planlanır. Ancak çoğu vakada sezeryan ihtiyacı doğum başlayana kadar ortaya çıkmaz.
Neden Sezeryan? Bazı durumlarda sezeryan normal doğuma göre daha güvenli bir yöntemdir. Doktorunuz aşağıdaki durumlarda sezeryan önerebilir;
- Doğum ilerlemiyorsa : Doğumun gecikmesi sezeryan için en genel sebeptir. Uzun saatlerdir yaşadığınız kasılmalara rağmen rahim ağzınız yeteri kadar açılmıyor olabilir. Veya bebeğin başı doğum kanalından geçmek için fazla büyük olabilir.
- Bebeğin kalp atışları az oksijen takviyesini gerektiriyorsa : Eğer bebeğiniz yeterli miktarda oksijen alamıyorsa veya doktorunuz bebeğin kalp atışlarındaki değişiklikler konusunda endişeliyse, sezeryan önerebilir.
- Bebeğin pozisyonu normal değilse : bebeğin ayakları veya kalçası başından önce doğum kanalına girerse ve doktor doğum başlamadan önce bebeğin pozisyonunu değiştiremezse, komplikasyonları önlemek amacıyla sezeryan gereklidir.
- Bebeğin kafası yanlış bir pozisyonda ise : Bebeğin çenesi önce, alnı önde veya yüzü önde iken doğum kanalına girerse, pelvise sığamayabilir, bu durumda sezeryan gerekebilir.
- Çoğul hamilelik durumu varsa : Birden fazla bebeğe hamileyseniz, bir veya birden fazla bebeğin normal olmayan bir pozisyonda olması olasıdır. Bu durumda sezeryan özellikle 2. bebek için daha güvenlidir.
- Plasentada bir problem varsa : Eğer plasenta doğum başlamadan önce rahimden ayrılırsa veya plasenta rahmin girişini kaplarsa (plasenta previa) sezeryan daha güvenli bir yoldur doğum için.
- Göbek bağı ile ilgili bir problem varsa : Kordon bebeğin önünde doğum kanalına giriyorsa veya kasılmalar esnasında kordon sıkışıyorsa
- Bebeğiniz çok büyükse : Bazı bebekler normal doğum için fazla büyüktür. Bu, annede diyabet varsa tipik bir durumdur.
- Bir sağlık probleminiz varsa : Diyabet, kalp hastalığı, ciğer rahatsızlığı gibi bir sağlıksal sorununuz varsa doktorunuz doğumu erkenden tetikleyebilir, başarılı olmazsa sezeryan uygulanır.
Genital herpes veya bebek doğum kanalından geçerken ona bulaşabilecek bir rahatsızlığınız varsa da sezeryan önerilir.
- Bebeğin bir sağlık problemi varsa : Spina bifida gibi belli gelişim bozuklukları olan bebeklerin doğumunda sezeryan önerilir.
- Önceden bir sezeryan geçmişiniz varsa : Kesinin niteliğine ve diğer bazı faktörlere bağlı olarak, önceki sezeryandan sonra normal doğum yapabilirsiniz. Ancak bazı durumlarda doktorunuz tekrar sezeryan önerebilir.
Ek olarak bazı kadınlar ilk doğumlarında vajinal doğumla ortaya çıkabilecek komplikasyonlardan uzak durmak için sezeryan talep edebilirler.
Riskleri : Sezeryandan sonra iyileşme süreci normal doğumdan daha uzun sürer. Diğer tüm operasyonlar gibi sezeryanın da bazı komplikasyonlara sebep olma riski mevcuttur.
Bebeği Etkileyebilecek Riskler;

  • Solunum Problemleri : Sezeryan ile doğan bebeklerde doğum sonrası ilk günlerde anormal derece hızlı nefes alma verme sebebiyle solunum problemleri gelişebilir. 38 haftadan önce isteğe bağlı veya bebeğin ciğerlerinin geliştiğinden emin olunmadan yapılan sezeryanlar solunum problemi ve solunum güçlüğü sendromu riskini arttırır.
  • Fetal Yaralanma : Çok nadir olsa da, operasyon esnasında bebeğin cildinde ufak çentikler oluşabilir.

Sizi Etkileyebilecek Riskler;

  • Rahmi Çevreleyen Zarda İltihap ve Enfeksiyon : Endometrit olarak bilinen bu durum ateş, üşüme, sırt ağrısı, kokulu vajinal akıntı ve rahimde ağrıya sebep olur. Genellikle damar içi verilen antibiyotiklerle tedavi edilir.
  • Kanama : Normal doğuma göre sezeryanda daha fazla kan kaybedilir. Yine de, kan nakline nadiren ihtiyaç duyulur.
  • İdrar Yolu Enfeksiyonu : İdrar kesesi veya böbreklerde idrar yolu enfeksiyonu gelişebilir.
  • Azalan Bağırsak Fonksiyonu : Karından yapılan herhangi bir operasyon bağırsak faaliyetlerinin azalmasına sebep olabilir.
  • Anesteziye Karşı Reaksiyon : Bölgesel anesteziden sonra bazı kadınlar baş ağrısı yaşayabilir.
  • Kan Pıhtısı : Bacaklarda veya pelvik organlardaki damarlarda pıhtı olma riski normal doğuma göre 4 kat fazladır. Eğer bu oluşan pıhtı ciğerlere doğru yol alırsa, hasar yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşabilir. Operasyon sonrasında sık sık yürüyerek kan pıhtısı oluşma ihtimalini azaltabilirsiniz.
  • Yara Enfeksiyonları : Kesi yerinde veya çevresinde enfeksiyon gelişebilir ve iltihaplanabilir.
  • Ekstra Operasyonlar : Sezeryan esnasında yakın çevredeki organlara zarar gelirse, ekstra operasyonlara ihtiyaç duyulabilir.
  • Gelecek Hamileliklerde Artmış Riskler : Sezeryandan sonra kanama, plasenta previa, anormal fetal pozisyon, rahim yırtılması gibi ciddi komplikasyonlarla karşılaşma riski daha yüksektir.


Eğer sezeryanınız önceden belirlendiyse, operasyon önceci anestezi doktoru ile konuşmak ve aklınızdaki soruları paylaşmak isteyebilirsiniz.
Doktorunuz sezeryan öncesi kan testi yaptırmanızı önerebilir. Kan grubunuz, hemoglobin seviyeniz hakkında bilgi verecektir.
Sezeryan sonrası birkaç hafta dinlenmeniz gerekir. Bu sebeple operasyon öncesinden, sonrası için size evde yardımcı olacak birini ayarlamanız iyi olabilir.
Ne Beklemelisiniz?
İşlem Esnasında : Ortalama bir sezeryan 45 dakika ile 1 saat arasında sürer. Çoğu vakada, eşiniz operasyon odasında yanınızda bulunabilir.

  • Hazırlık : Sezeryan öncesi sağlık ekibinden bir yetkili karnı temizler. İdrarı toplamak amacıyla idrar kesesine bir kateter yerleştirilir. Sıvı veya ilaç temin etmek amacıyla el veya kolunuza serum takılır. Prosedür esnasında mide ekşimesini önleyici bir asit giderici de verilebilir.
  • Anestezi : Sezeryanda genelde bölgesel anestezi uygulanır. Bölgesel anestezinin bir çeşidi spinal bloktur. Bunda, ilaç direk olarak omuriliği saran keseye yapılır. Diğer bir çeşit anestezi ise epidural anestezidir. Epidural anestezide ilaç omuriliği saran kesenin hemen dışına yapılır.

Eğer işleme bir an evvel başlama ihtiyacı varsa, spinal anestezi daha sık kullanılır çünkü epidural anesteziye göre daha hızlı etki gösterir.
Eğer bölgesel anestezi uygulandıysa, prosedür esnasında uyanık olursunuz; doğumdan sonra bebeği duyabilir ve görebilirsiniz.
Acil bir durumda, genel anestezi de uygulanabilir. Bu tip bir anestezi kolda açılan damar yolundan veya bir maske aracılığıyla soluduğunuz gazdan verilir. Genel anestezi ile görme, duyma ve hissetme yetiniz olmaz.

  • Abdominal Kesi : Doktorunuz abdominal duvardan bir kesi yapar. Genelde kasık bölgesine yakın bir yerden yatay bir kesi yapılır. Eğer daha büyük bir kesi yapılması veya bebeğin hızlı bir şekilde doğması gerekiyorsa, doktorunuz göbeğin hemen altı ve kasık kemiğinin hemen üstünden dikey bir kesi de yapabilir.
  • Rahim Kesisi : Abdominal kesiden sonra, rahimde bir kesi açılır. Rahim kesisi genellikle rahmin alt kesiminden yatay olarak yapılır. Diğer tipteki rahim kesileri bebeğin pozisyonuna göre ve var olan komplikasyon risklerine göre yapılabilir.

Rahim Kesileri



Abdominal Kesiler

  • Doğum : Eğer epidural veya omurilikten anestezi verildiyse, doktor bebeği rahimden alırken bazı hareketler hissederken, ağrı duymazsınız. Doktor bebeğin ağzını ve burnunu sıvılardan arındırır, göbek bağını keser. Plasenta rahimden alınır ve son olarak kesiler dikilir. Hemen bebeğinizi kucağınıza alamasanız bile, onu hemen görebilirsiniz.

İşlemden Sonra

  • Hastanede : Sezeryan sonrası birçok anne ve bebeği hastanede yaklaşık 2-3 gün kalırlar. Anestezinin etkisi azaldıkça ağrıyı kontrol etmek için damar yolundan verilen ağrı kesicileri bir pompa yardımıyla kendiniz ayarlayabilirsiniz.

Sezeryandan sonraki ilk 24 saati ayağa kalkıp yürümeniz için cesaretdirileceksiniz. Hareket etmek iyileşmenizi hızlandırır, kabızlığı ve kan pıhtılaşmasını önler. Kateter ve damar yolu 12 - 24 saat içinde çıkarılır.
Hastanedeyken, doktorunuz kesi yerini enfeksiyona karşı gözlemleyecektir. Aynı zamanda iştahınızı, ne kadar sıvı tükettiğinizi, idrar ve bağırsak faaliyetlerinizi de denetleyeceklerdir.
Hastaneden çıkmanızdan önce doktorunuzla koruyucu önlemler ve aşılar hakkında görüşün. Kendi sağlığınız ve bebeğinizin sağlığını korumanız açısından aşılarınızın yapılmış olduğundan emin olmanız iyi bir fikirdir.

  • Emzirme : Damar yolu ve sezeryan bölgesindeki kesi emzirmeyi biraz garip bir his haline sokabilir. Prosedürden sonra yardımla da olsa emzirmeye başlayacaksınız. Hemşirenize emzirme pozisyonlarını ve bebeğin nasıl rahat ettirileceğini size öğretmesini isteyin. Ağrınız varken emzirmek, durumu daha da güçleştirir. Doktorunuz ameliyat sonrası ağrınız için emzireceğinizi göz önünde bulundurarak size ilaç önerecektir.

Eve Gittiğiniz Zaman Sezeryan kesisinin iyileşmesi 4 - 6 hafta içinde gerçekleşir. Yorgunluk ve rahatsızlık hissi olağandır. İyileşirken aşağıdakilere özen gösterin:

  • Kendinize dikkat edin : Kendinize dinlenmek için zaman ayırın. Kendiniz ve bebeğinizin ihtiyacı olabilecek şeyleri yakınınızda bulundurun. İlk 2 hafta bebeğinizden daha ağır herhangi bir şey kaldırmayın.
  • Karnınıza dikkat edin : Ayağa kalkıp yürüdüğünüzde vücudunuzun duruş pozisyonuna dikkat edin. Öksürme, hapşurma, gülme gibi ani hareketlerde karnınızı tutun. Emzirirken yastık gibi ekstra takviye kullanının.
  • Bol bol sıvı alın : Doğum ve emzirme sırasında kaybedilen sıvıları takviye etmek ve kabızlığı önlemek için bolca sıvı tüketmeniz gerekir. İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmak için sık sık idrara çıkmayı unutmayın.
  • Cinsel ilişkiden uzak durun : Çoğu doktor doğumdan sonra 6 hafta cinsel ilişkiye girmemeyi önerir, ama yakınlıktan da vazgeçmemek gerekir.
  • İhtiyaç duyduğunuzda ilaç alın : Doktorunuz ağrı kesici önerebilir. Eğer kabızlık varsa veya bağırsak hareketleri ağrılı ise doktorunuz bu durum için gerekli bir ilaç verebilir.
  • Doktorunuzla ne zaman iletişime geçmeniz gerektiğini bilin : 38 dereceden yüksek ateş, karında şiddetli ağrı, kızarıklık, şişme, kesi yerinden akıntı veya gribe eşlik eden göğüslerde ağrı gibi durumlarda doktorunuzu arayın. İsilik, kurdeşen, kokulu vajinal akıntı, idrar yaparken yanma, idrarda kan, aşırı kanama, bacaklarda şiş, kırmızı ve ağrı yapan alanlar olduğunda doktorunuzla iletişime geçiniz.

Doğum sonrası depresyon da olası bir durumdur. Eğer ruh haliniz pek iyi değilse, kendinizi depresif hissediyorsanız bir an önce yardım talep edin.
Eğer normal doğum yerine sezeryan olduğunuz için kendinizi kötü hissederseniz, kendinize bebeğiniz ve kendi sağlığınızın doğumun yönteminden daha önemli olduğunu hatırlatın. Sezeryanda normal doğuma göre iyileşme süreci daha uzun olmasına rağmen, sonuç ikisinde de aynıdır, evinize bebeğinizle beraber dönersiniz, ve bu duygu herşeyi gölgeler.

Yayınlandığı Kategori GEBELİK
Page 1 of 2

İletişim Kanallarımız

Şair Eşref Bulvarı 1408 Sok.
Meriç Ap. No.7 K.2 D.5 Alsancak / İzmir
İzmir: (0232) 464 20 55 ve (0530) 877 10 57
Whatsapp: (0536) 828 24 90
dr@fatihsendag.com

İletişim Formu

Form by ChronoForms - ChronoEngine.com
Copyright © 2019 Prof. Dr. Fatih Şendağ www.fatihsendag.com.

Lütfen telefon numaranızı girin
sizi arayıp bilgi verelim.

We are calling your phone

0:00

Thanks,
We will call you back soon.

Doktora Danış Formu

Beni geri arayınız
Sizi aramamızı ister misiniz?

Whatsapp
Whatsapp iletişimi

Bana Ulaşın

Bana Ulaşın

Close
1000 sola karakterler