• (0232) 464-20-55
  • (0530) 877-10-57
  • (0536) 828 24 90
  • This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

×

Hata

Contact Us Premium Module : You must enter your messenger link

Tüp bebek tedavisine olan talep her geçen gün daha fazlalaşıyor. Bunun en önemli nedeni hastaların tüp bebek tedavisinin ne olduğu konusunda daha çok bilinçli hale gelmeleridir. Bunun yanı sıra tüp bebek tedavisindeki gelişmeler ve Türkiye’deki hekimlerin başarıları da talebin artmasına önemli derecede etkiliyor.

Her geçen gün tüp bebek tedavisine katkı sağlayacak yeni bir destek tedavi yöntemi geliştirilmekte ve tüp bebek tedavisindeki başarı oranı artırılmaktadır. Örneğin son zamanlarda embriyolardaki genetik tanı çok daha sık kullanılmaya başlandı. Bu sayede tüp bebek tedavisine iki şekilde katkı sağlandı. Birincisi embriyoların genetiği incelenip aileden geçme ihtimali olan genetik hastalıklar incelenerek daha sağlıklı bir bebek dünyaya getirilmesi sağlanıyor. İkinci olarak da tüp bebek tedavisindeki başarısızlıkların sebepleri bulunarak sağlam embriyonun seçilmesi sağlanıyor. Tüp bebek tedavisinde vücut savunma sistemleri yani immünite sistemi önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü embriyonun anne rahminde tutunması için anne rahmi ile embriyonun uyum sağlaması gerekmektedir. Bu açıdan immünoloji önem kazandığından bunun altında yatan sebepler araştırılmaya başlandı ve ilk etapta lenfosit ile gebelik aşıları uygulamasına başlanıldı.

Tüp bebek tedavisinde gebelik aşısı nedir?
Gebelik aşıları ilaçlardan, anneden ya da babadan alınan az miktarda kan ile yapılabiliyor. Bu aşılar direkt rahim içine ya da annede cilt altına uygulanabilir. Buradaki amaç ise anneyi embriyoya alıştırmaktır. Annenin embriyoyu kabul etmesi için önce ikisinin birbirini tanımasını sonra da reddetmemesini sağlamaktır.

Tüp bebek tedavisinde embriyonun tutunmasını sağlamak için birden fazla teknik kullanılır. Önemli olan bu yöntemlerden hangisinin hangi kişiye daha uygun olduğunu belirlemektir. Tüp bebek başarısızlıklarının sebebini bulmak için geliştirilen çok sayıda test mevcuttur. Yapılan bu testler ve kontroller sayesinde gebeliğe ve bebeğin tutunmasına engel olacak sorunlar ortadan kaldırılabiliyor. Annenin yumurta ve babanın sperm kalitesini artırmak amaçlı bazı antioksidan ve yan ürünler kullanılabiliyor. Sonuç olarak rahmin, yumurtanın ve spermin maksimum iyi olduğu an yakalandığında gebelik açısından da yüksek şanslara ulaşılmış oluyor.

PES ETMEYİN!
Tüp bebek tedavisinde başarısız olan aileler kendilerini mümkün oldukça üzmemelilerdir. Eğer başarısız bir tedavi gerçekleştiyse çok vakit kaybetmeden yeni tedaviye başlamalılar çünkü ilerleyen zamanlarda yumurtalık rezervlerinde azalma, sperm kalitesinde düşme gibi sorunlar yaşanabilir ve çocuk sahibi olmak imkânsız hale gelebilir.

Yayınlandığı Kategori TÜP BEBEK
yeni asır aileler yönetmelik tüpbebekEge Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim Üyesi, Jinekolojik Endoskopi Derneği Genel Sekreteri ve Üreme Sağlığı ve infertilite (Tüp Bebek) Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Doç. Dr. Fatih Şendağ, çoğul gebeliklerin tek sorumlusunun tüp bebek uygulaması olmadığını, aşılama ve yumurta uyarılması ile de çoğul gebelik geliştiğini söyledi. Sağlık Bakanlığının yeni yayınladığı yönetmelik ile 35 yaşın altındaki anne adaylarına 1, 35 yaş üzerindekilere ise 2 embriyo transferi getirdiğini belirten Dr. Şendağ, "Embriyo sayısı azalınca gebelik şansı da düşüyor" dedi.
Tüp bebek ve endoskopik cerrahi konusundaki çalışmaları ile tanınan Doç. Dr. Fatih Şendağ, tüp bebek uygulamasındaki bilimsel gelişmeleri ve Sağlık Bakanlığının 6 Mart 2010 tarihinde yayınladığı Tüp Bebek Yönetmeliğini Yeni Asıra değerlendirdi.

DERNEK DAVA AÇTI
• Sağlık Bakanlığının yeni yönetmeliği neler getiriyor, anlatır mısınız?
- Sağlık Bakanlığı 6 Mart 2010 tarihinde yayınladığı yönetmelik ile 35 yaşın altındaki anne adaylarına 1, 35 yaşın üzerindekilere ise 2 embriyo transfer edilmesi sınırlandırması getirdi. Bazı hastalar bu yasanın değişeceğine inanarak tüp bebek tedavilerini erteliyorlar. Biz dernek olarak yönetmeliğin iptali için Danıştaya dava açtık. Tartışılarak hazırlanan bir yönetmelik değil maalesef. Çoğul gebelikleri engellemek anlamında sadece tek suçlu tüp bebek diyerek bu yönetmeliği çıkartmak doğru değil. Tüp bebek dışı tedavilerde de çoğul gebelik şansı var. Aşılamada veya yumurta uyarılarak doğal ilişkiye bırakılan yöntemlerde bir sürü yumurta gelişiyor. Bu yöntemlerde çoğul gebelik şansı daha yüksek, daha kontrol edilemez. Daha önce yaşanan yediz olayı tüp bebek değildir. Tüp bebekte hiçbir zaman yediz olmaz. Ama aşılama yöntemi kontrolsüz yapılırsa çoğul gebelik olabilir.
• Sizce tüp bebek tedavisinde nasıl bir yol izlenmeli, kaç embriyo transfer edilmeli?
- Türk toplumunda bebek çok önemli. Evini, tarlasını, ineğini satıp para biriktirip tüp bebek yaptırıyor. Dolayısı ile bu kişilere yumurta kalitesi, sperm durumu kötü olduğu için gebelik şansı düşük olan hastaya bir embriyo vermek ne kadar doğru? O zaman siz hastayı hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Keşke Sağlık Bakanlığı ile bilimsel dernekler işbirliği yapsa ve daha bilimsel ve ülkemiz koşullarına uygun bir yönetmelik hazırlansaydı. Yönetmelik çok katı, hastaları sadece yaşa göre ayırıyor. Halbuki tüp bebek başarısında yaş tek faktör değildir. Bugün 30 yaşında yumurtalık rezervleri tükenmiş hastalar var. Sonuçta 35 yaşın altında olması hastanın çok iyi olduğunu göstermiyor. Yumurta rezervleri düşmüş hastaya bir embriyo vermek gebelik şansını düşürüyor.
Bizlere hekimlik görevimizi kullanma şansı verilmeli. Şu an böyle bir şansımız yok. Neden? Tüp bebeği biliyoruz, bu konuda çalışmalar da yapıyoruz. Ama biliyoruz ki bize öğretilen en önemli şey hastaya göre yaklaşımdır. Hastaları 35 yaş altı ve üstü olarak kategoriye ayırmak doğru değil. Doktorlar olarak hastaya göre kıyafet yapmalıyız. Hazır bir giysiyi her hastaya giydiremeyiz. 35 yaşında altı bir embriyo, 35 yaşın üzere iki embriyo diyemeyiz. Gebelik potansiyeli yüksek bir anne adayına bir embriyo transfer etmek doğru. Dernek olarak bunu destekliyoruz. Ancak genç hastanın yumurta kalitesi düşükse, eşinin de sperm kalitesi kötüyse, bu hasta grubunda 1 embriyo transfer etmek sıkıntı yaratır. Bazı Avrupa ülkelerinde 35 yaşın altında 2ye kadar embriyo izni veriliyor. 35-37 yaş arası 3e kadar izin veriliyor. Söz konusu ülkeler bu kadar katı değil.

# Bu durumda çok merak edilen başka bir konu var. En iyi embriyo nasıl seçilecek. Çünkü bu gebelik şansı etkileyen en önemli faktörlerden biri...
Tüp bebek laboratuarlarına en iyi embriyoyu seçme zorunluluğu görevi düşüyor. Laboratuar kaliteniz çok iyi olmalı ki iyi embriyolar seçebilmelisiniz. Nasıl seçeceğiz en iyi embriyoyu. Bu en problemli konulardan biri. Elinizde 5 -10 iyi embriyo var. Bunlardan, birisini seçip karar vereceksiniz. Ve bu seçim hastanın gebe kalıp kalmamasını etkileyecek. Lazerle yuvalanma tekniği, embriyo tutkalı yöntemleri ile anne adayının gebe kalma şansları artırılmaya çalışılıyor. Şu an embriyo mikroskop altında yapısal durumuna bakılarak embriyo seçiliyor. Ancak bu yeterli değil. Bazı kişilerde genetik analizler yapılarak en iyi embriyo seçilebiliyor. Tabii ki her hastaya uygulanamaz, pahalı bir yöntem. Artı, gebelik oranını artırıp artırmadığı tartışmalı bir konu. Embriyo tutkalı ve lazerle yuvalanma tekniği de tartışmalı yöntemler. Henüz gerçekten en iyi embriyoyu seçecek bilgiye sahip değiliz. Bu konuda çok çalışma var. Biz genelde embriyoyu 2. veya 3. gün transfer ediyoruz. Gebelik şansını artırmak ve en iyi embriyoyu seçebilmek için 5. gün blastokist transferi yapmak iyi bir strateji olacaktır.

(Yeni Asır 13.06.2010)


1_20100616_0001
Yayınlandığı Kategori MEDYA
Cumartesi, 03 Haziran 2006 01:37

Tüp Bebek Uzmanı İsrailliler EÜ'de


Ege Üniversitesi ve İsrailden Hadassah-Hebrew Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalları işbirliğiyle Hilton Otelinde düzenlenen Tüp Bebek ve Kadın Hastalıkları ve Doğumda Güncel Gelişmeleri konulu sempozyumun açılışında konuşan EÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Şendağ, tüp bebek tedavisinde gelişen yeni teknolojiler sayesinde sağlıklı gebeliklerin oluşmasının mümkün olduğunu söyledi. İsrailden 12, Ege Üniversitesi ve diğer hastanelerden kadın doğum uzmanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda konuşan Doç. Dr. Şendağ. embriyo biyopsileri ile sağlıklı embriyoların rahim içerisine yerleştirilebildiğini belirtti. Dünyada bu alanda çok büyük gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Doç. Dr. Şendağ, bu sayede genetik hastalıkların oluşması önceden önlenebilmekte, sağlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi sağlanmaktadır. Bu yöntem ancak riskli olan tüp bebek uygulamalarında tercih edilmektedir. Anne adayının daha önceki tüp bebek deneyimlerindeki başarısızlığı, ailedeki kalıtsal hastalıklar ve ileri yaşlarda çocuk sahibi olma isteği gibi risk faktörleri karşısında preimplantasyon denilen bu tetkikler yapılmaktadır dedi.
Globalleşen dünyada bilimin baş döndürücü bir hızla ilerlediğini vurgulayan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Bilgin, Bilginin paylaşımı giderek önem kazanmaktadır Bilim adamları bilgi ve deneyimlerini kendilerine saklamamalı, meslektaşları ile paylaşma yoluna gitmelidir. İsrailli meslektaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz bu sempozyum, bu açıdan da büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki, bilgi ancak paylaşıldıkça çoğalır diye konuştu.İzmirin laik Türk kültürünün bir sembolü olduğunu vurgulayan İsrail Hadassah-Hebrew Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Neri Laufer, Almanyada zulüm gören Yahudilere İzmir halkı kucak açmıştır. Biz o günleri hiç unutmadık. Bu güzel şehirde Türk bilimadamlarıyla bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz dedi. İki gün sürecek sempozyum kapsamında tüp bebek ve kadın doğum konusundaki son gelişmeler, kök hücre teknolojisinde gelinen son nokta, tüp bebek teknolojisi ve genetik, rahim ağzı kanserlerinin tedavisi gibi konular ele alınacak.

(Gazetem Ege)

20060602
Yayınlandığı Kategori MEDYA
Cumartesi, 16 Ocak 2010 18:43

Yumurtalık Kistleri

Yumurtalık kistleri, yumurtalığın içinde veya üzerinde yer alan, içleri sıvı dolu keseciklerdir. Yumurtalıklar uterusun her iki tarafında da yer alan, badem büyüklüğündeki organlardır. Yumurtalar yumurtalıklarda gelişir ve büyür ve doğurganlık zamanlarında her ay regl döneminde dışarı atılır.
Birçok kadında yumurtalık kistine rastlanabilir. Çoğu yumurtalık kisti hiçbir rahatsızlık vermez ve zararsızdır. Birçok kist birkaç ay içinde tedavisiz bir şekilde geçer.
Ancak bazı çatlayan yumurtalık kistleri ciddi semptomlar yaratabilir. Sağlığınızı korumanın en iyi yolu kist semptomlarını ve çeşitlerini bilerek, düzenli muayeneyi aksatmamaktır.
Semptomlar
Yumurtalık kistiniz olup olmadığı konusunda semptomlara güvenemezsiniz. Çünkü kistiniz olmasına rağmen, hiçbir semptomunuz olmayabilir. Veya semptomlarınız endometrioz, ilhitaplı pelvik hastalık, dış gebelik veya yumurtalık kanserine benzerlik gösterebilir. Hatta apandist ve divertikül iltihabı da benzer semptomlara sahiptir.
Yine de, semptomları gözlemlemek, vücudundaki değişiklikleri izlemek ve hangi semptomun önemli olduğunu bilmek çok önemlidir. Eğer yumurtalık kistiniz varsa, aşağıdaki semptomlardan bir veya birkaçını gözlemleyebilirsiniz :

  • Adet düzensizlikleri
  • Pelvik ağrı - kesik kesik veya düzenli bir ağrı
  • Adetinizden hemen önce başlayan veya bitmesine yakın son bulan pelvik ağrı
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Bağırsak hareketliliği sırasında ağrı veya bağırsaklarda baskı
  • Mide bulantısı, kısma veya hamilelikteki gibi göğüs hassasiyeti
  • Karın bölgesinde şişlik veya ağırlık hissi
  • İdrar kesesi veya rektum bölgesinde baskı


Doktora Ne Zaman Gitmeli?

  • Ani ve şiddetli karın veya pelvik bölgesinde ağrı
  • Ateş ve kusmayla beraber ağrı hissiyatı varsa bir an önce doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Bu semptomlarınız ve soğuk, nemli cilt, hızlı hızlı nefes alma, hafif baş ağrısı veya zayıflık gibi diğer semptomlarınız da olabilir, doktorunuza danışınız.
Sebepler
Yumurtalıklarda her ay kiste benzer şekilde folliküller oluşur. Folliküller östrojen ve progesteron hormanlarını üretir ve yumurtladığınız dönemde yumurtayı serbest bırakır. Bazen aylık normal bir follikül büyümeye devam eder, bu durumda buna fonksiyonel kist denir. Bu demektir ki, bu kist adet döngüsünün normal fonksiyonu sırasında oluşmuştur. 2 çeşit fonksiyonel kist vardır :

  • Folliküler Kist : Adet döngüsünün ortasına doğru, beyninizdeki hipofiz bezi LH hormonu salgılar, ve bu folliküle yumurtayı serbest bırakmasını bildirir. Herşey plana uygun gittiğinde, yumurta follikülden çıkar ve döllenmenin gerçekleşeceği fallop tüplerine doğru yolculuğuna başlar.

Folliküler kist LH artışı gerçekleşmediği zaman oluşur. Sonuçta follikül çatlamaz ve yumurtayı serbest bırakmaz. Onun yerine büyür ve kiste dönüşür. Bu tarz kistler genelde zararsızdır, nadiren ağrı yapar ve genellikle 2 - 3 adet döngüsü dahilinde kendiliğinden yok olurlar.

  • Korpus luteum Kisti : LH hormonu artığında ve yumurta serbest bırakıldığında, çatlamış follikül, gebelik olması için, daha büyük miktarlarda östrojen ve progesteron üretmeye başlar. Bu değişmiş follikül artık Korpus luteumdur. Ancak bazen, yumurtanın çıkış kapısı tıkanır ve follikülün içine sıvı birikerek korpus luteumun kist oluşturmasına sebep olur.

Bu kist genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden geçse de, 7 cmlik bir kist de oluşturarak; iç kanama yapabilir, yumurtalığın dönmesine sebep olabilir, kan teminini engelleyebilir ve karın ağrısına neden olabilir. Eğer kanla dolarsa, kist parçalanarak iç kanamaya ve ani şiddetli bir ağrıya sebep olabilir.
Komplikasyonlar
Büyük bir yumurtalık kisti karında rahatsızlık hissi verebilir. Eğer büyük bir kist idrar kesesine baskı yapıyorsa, daha sık idrar yapma ihtiyacı duyabilirsiniz.
Bazı kadınlarda semptomu olmayan ama pelvik muayene esnasında keşfedilen kistler gelişebilir. Menopoz sonrası oluşan kistik yapılar kanser öncüsü olabilirler. Bu faktörler düzenli muayeneyi önemli kılmaktadır.
Aşağıdaki kist çeşitleri fonksiyonel kistlere göre daha nadirdir :

  • Dermoid Kist : Bu kistler, insan yumurtalarını üreten hücrelerden oluştukları için, içlerinde saç, deri, diş gibi dokuları barındırabilirler. Nadiren kanserlidirler, ama büyüyerek yumurtalığı normal yerinden edebilirler. Bu, yumurtalık torsiyonu olarak adlandırılan, yumurtalığın ağrılı bir şekilde dönmesi ihtimalini arttırır.
  • Endometrioma (Çikolata Kisti) : Bu kistler endometriozun bir sonucu olarak gelişirler. Endometrioz rahim iç tabakasında bulunan ve her ay adet kanaması şeklinde dışarıya dökülen endometriumun vücutta rahim dışında bir yere yerleşmesidir. Bu doku yumurtalığa yapışarak orada büyüyebilir.
  • Kistadenom : Bu kistler yumurtalık dokusundan oluşurlar ve içlerinde suya benzer bir sıvı veya sümüksü bir materyal vardır. 17 cme kadar büyüyebilir ve yumurtalık torsiyonuna neden olabilirler.

Testler ve Teşhis
Pelvik muayene esnasında bir kiste rastlanabilir. Eğer kistten şüphelenilirse, doktorunuz kistin niteliği ve tedaviye ihtiyacınız olup olmadığını belirlemek için ileri testler isteyebilir.
Genelde doktorlar kistin teşhisi için birçok soru yöneltirler

  • Şekil
  • Büyüklük
  • Bileşim : İçi sıvı doluysa, tekbir çeşit sıvı mı yoksa karışık mı?

Kistin niteliğini belirlemek için doktorunuz aşağıdaki prosedürleri gerçekleştirebilir :

  • Gebelik testi : Pozitif bir gebelik testi, kistin Korpus luteum olduğunu belirtebilir.
  • Pelvik ultrason : Bu alet ile karın üstünden veya vajina içinden rahmin ve yumurtalıkların görüntüsünü verir.
  • Laparoskopi : Laparoskop yardımıyla doktorunuz yumurtalıkları görebilir ve kisti alabilir.
  • CA 125 Kan Testi : Eğer bir kısmı katı olan bir yumurtalı kistiniz varsa, kanser riskiniz de vardır ve doktorunuz CA 125 kan testi isteyebilir. CA 125 kan testi aynı zamanda endometrioz gibi kanserli bir durum teşkil etmeyen zamanlarda da istenebilir.

Tedavi ve İlaçlar
Tedavi yaşınıza, kistin niteliğine ve büyüklüğüne ve şikayetinize göre değişebilir. Doktorunuz şunları tavsiye edebilir :

  • Gözlemleme : Eğer üreme yıllarınızda iseniz, şikayetiniz yoksa ve ultrasonda basit içi sıvı dolu bir kistiniz çıktıysa; doktorunuz beklemeyi ve 1 - 3 ay içinde tekrar muayeneyi önerebilir. Gözlemleme ultrason eşliğinde düzenli takibi içerir.
  • Doğum Kontrol Hapları : İleriki adet dönemlerinde yeni kistlerin oluşumunu engellemek için doktorunuz doğum kontrol hapı önerebilir. Doğum kontrol hapları ile yumurtalık kanserine yakalanma ihtimaliniz de düşer.
  • Operasyon : Eğer kist büyükse, fonksiyonel kiste benzemiyorsa ve büyümeye devam ediyorsa, doktorunuz operasyonla bunu almayı da önerebilir.

Bazı kistler kistektomi olarak bilinen yumurtalığın alınmasına gerek kalmadan alınabilirler. Doktorunuz zarar görmüş bir yumurtalığı alıp, zarar görmemiş olanı bırakmayı da önerebilir. Buna da ooferektomi denir. Her iki prosedürde de doğurganlığınıza bir zarar gelmez. En azından bir yumurtalığı almamak ile östrojen üretimi devam eder.
Eğer kistiniz kanserliyse, doktorunuz histerektomi yani hem yumurtalıkların hem de rahmin alınmasını önerir. Menopozdan sonra kanserli kist oluşumu artar. Sonuçta çoğu doktor menopozdan sonra oluşan kistik yapıları için operasyonu önerir.
Korunma
Yumurtalık kistinin büyümesini engellemenin kesin bir yolu olmasa da, düzenli pelvik muayeneler ile erken teşhis yapılabilir. Ayrıca, aylık menstural döngünüzdeki değişikliklere dikkat edin, semptomları gözlemleyin ve olumsuz bir durumda doktorunuzla temasa geçin.

Yayınlandığı Kategori Enfeksiyon - Kist - Kanser
Cumartesi, 16 Ocak 2010 18:25

Kısırlık Tedavisinde Endoskopik Cerrahi

Teknolojik gelişmelere paralel olarak endoskopik ameliyat teknikleri de hızla gelişim göstermiş ve geniş uygulama alanları bulmuştur. Kadın hastalıkları alanında da benzer gelişmeler söz konusu olmuştur. Açık ameliyata göre endoskopik, yani kapalı ameliyat tekniklerinde hastanın daha hızlı iyileşmesi ve daha kısa sürede günlük yaşamına dönebilmesi mümkündür. Aynı zamanda ameliyat sonrası daha az ağrı, daha kısa süre hastanede kalış ve bayanlar için önemli bir konu olan daha kozmetik sonuçlar söz konusudur.
Endoskopik cerrahinin hastaya sağladığı birçok avantaj vardır. Bunlar; hastaların operasyon sonrası hızlı bir şekilde iyileşmeleri, hastanede yatış süresinin daha kısa olması, hastanın ameliyat sonrası hissettiği ağrının daha az olması, işe geri dönüş zamanının kısa olması ve karına büyük bir kesi yapılmaması nedeniyle daha kozmetik sonuçlara sahip olmasıdır.
Kadın hastalıkları alanında uygulanan iki temel endoskopi yöntemi laparoskopi ve histeroskopidir.

Laparoskopi genel anestezi altında yapılan ve göbek deliğinden ince bir teleskopun karın içine sokularak karın içi organlarının görüntülenmesini sağlayan bir ameliyattır.
Laparoskopi ile karın alt bölgesinde açılan 3 - 5 mmlik deliklerden içeri sokulan aletler ile rahim, yumurtalık ve tüpleri ilgilendiren hastalık veya problemleri doğrudan gözlemleme ve cerrahi girişim yapma olanağı vardır. Yumurtalık kistleri, dış gebelikler, myomlar, gebe kalabilirliği artıran tüp cerrahisi ve endometrioz laparoskopik olarak kolayca tedavi edilebilmektedir.

Histeroskopi özel bir kamera sistemi ile rahim içerisinin görüntülenmesidir. Düzensiz kanamalarda, rahim içinde polip veya myom şüphesinde veya çocuk sahibi olamayan çiftlerde rahim içinin değerlendirilmesi gerektiğinde uygulanmaktadır. Yapılan çalışmalar histeroskopinin, küretaj yöntemi ile rahimden parça alınmasına göre daha üstün bir yöntem olduğunu göstermiştir. Histeroskopi ile rahim içini görebilmek polip veya myom gibi rahmin bir bölgesine yerleşen hastalıkların atlanma ihtimalini ortadan kaldırır.
Tüp bebek tedavisi öncesi, rahmin içinde embriyonun tutunmasını engelleyen bir olumsuzluk olup olmadığı, histeroskopi ile ortaya çıkarılabilir. Bu olumsuzluklar: rahim boşluğuna doğru büyümüş olan myomlar, polipler veya doğuştan rahimdeki şekil bozuklukları (rahmi ikiye ayıran zarlar vs..). Bu bozuklukların hem tanısı hem de tedavisi aynı seansta yapılabilmektedir. Eğer hastanın tekrarlayan erken gebelik kayıpları var ise, yine rahim içinin araştırılmasında histeroskopi başvurulması gereken yöntemlerden birisidir.

Yayınlandığı Kategori KISIRLIK
MİKROENJEKSİYON NEDİR? HANGİ DURUMLARDA UYGULANABİLİR?

Klasik tüp bebek tedavilerinden farklı olarak erkeğin seçilmiş tek bir sperminin mikromanipulatör aracılığıyla yumurta içerisine bırakıldığı yönteme “Mikroenjeksiyon” adı verilmektedir. 1992 yılında bu işlemle birlikte ilk gebelik elde edilmiş ve ardından yöntem giderek bugünkü popülaritesine ulaşmıştır.

Mikroenjeksiyon yönteminden önce uygulanan tüp bebek tedavilerinde “döllenme” işlemi için spermler yumurtalarla bir araya getirilerek gebelik elde edilmesi amaçlanırken, bu yöntemin getirdiği yenilik adeta devrim olarak nitelendirilmiştir.

Mikroenjeksiyon yönteminde döllenme işlemi için ilk olarak yumurtanın etrafında bulunan kumulus hücreleri temizlenir. Ardından yumurta özel bir pipet aracılığı ile sabitlenir ve ince bir iğneyle sperm buraya bırakılır. Bu işlem, yumurta toplama işlemi bittikten sonra iki ya da dört saat içerisinde yapılabilmektedir.

Tedavi uygulamalarında döllenme amaçlı kullanılan ve bu neticenin elde edilebildiği yumurta oranı %70 olarak gerçekleşmektedir. Bu sonuca bakılarak 10 yumurta bulunan bir hastada 5 embriyo elde edilebildiği söylenebilir.

Bazı durumlarda, yapılan değerlendirmeler sonucunda morfolojik olarak oldukça kötü durumda olan spermlerle karşılaşılabilmektedir. Bu türden sorunlar için IMSI (İntrasitoplazmik Morfoloji ile Seçilmiş Sperm İnjeksiyonu) uygulanarak farklı bir yol izlenmektedir.

2005 tarihli bir araştırmada normal gebeliklerden daha fazla karşılaşılan “Ürogenital Anomali” durumu, 2010 yılı itibariyle azalmış ve eşit seviyede gerçekleşir olmuştur.
Yayınlandığı Kategori TÜP BEBEK
Çarşamba, 27 Eylül 2017 21:10

Tüp Bebekte Başarıyı Arttıran Yöntemler

Tüplerin Bağlanması ya da Alınması
Tüp bebek tedavisi gören bazı hastaların tüplerinde tıkanıklık sorunuyla karşılaşılır. Bu tıkanıklığın rahim uçlarında meydana geldiği durumlarda tüplerde salgı birikimi olur ve bunlar embriyolara toksik şekilde tesir eder. Bunun sonucunda ise gebelik elde etme ihtimali %50 oranında azalmaktadır. Söz konusu hastaların yaşadığı bu sorun HSG yöntemi ile anlaşılabilmektedir.

Aynı problem ulltrason değerlendirmesinde görüldüğünde tüplerin alınması ya da bağlanması seçeneklerinden biri uygulanır. Tüplerin alınmasının gündeme geldiği durumlarda laparoskopi kamerası kullanılarak göbek bölgesinden karın içerisine girilmesiyle işlem gerçekleştirilir; işlem yapılamayan durumlarda ise rahimle bağlantısının kesilmesi amacıyla tüpler bağlanmaktadır.


PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı)
PGT Yöntemi, tüp bebek tedavilerinin “Çok değil, sağlıklı bebeklerin Dünyaya gelmesini sağlamak” hedefine hizmet eden bir tanı yöntemidir. Bu yöntem sayesinde hastalıklı çocuk sahibi olma riski taşıyan birçok çift transfer öncesinde analiz edilebilmektedir.

PGT Yöntemi ile kromozom bozukluğu sorunundan dolayı düşük yapan ya da tüp bebek tedavilerinde başarısız denemeler yapan, ileri yaşlarda yumurtalarında kromozom anomalilerine rastlanan ve genetik risk taşıyan kadınların sorunları ortaya çıkarılarak tanı konulabilmektedir.

Basit anlatımıyla yöntem uygulamalarında elde edilen embriyolardan birer hücre alınır ve bunlar genetik bakımdan incelemeye alınır. Böylece sağlıksız embriyoların transfer edilme ihtimaline daha en başında engel olunur.

Embriyo Dondurma Yöntemi
Tüp bebek tedavilerinde elde edilen embriyoların daha sonra kullanılmak üzere muhafaza edilebilmesini sağlayan embriyo dondurma yöntemi, tedavilerde başarı ihtimalini yükseltirken, aynı zamanda hastalara ekonomik ve ruhsal açılardan avantaj getirir. Özellikle tekrar kullanılmak üzere çözülme işlemine tabi tutulan embriyolar için hastanın yeni bir işleme alınmaması ciddi bir rahatlıktır.

Uygulanmaya başlandığı ilk yıllarda dondurularak muhafaza edilen embriyoların daha sonra transfer edilmek üzere çözüldüğünde canlılık ve kalite bakımından kayba uğradığı görülmüş ve geliştirilen vitrifikasyon yöntemi ile bu sorunun önüne geçilmiştir.

Embriyo dondurma yöntemi için hastaların izni alınır ve bundan sonra embriyolar belli bir süreyle özel ortamlarda muhafaza edilir. Türkiye’de çıkarılan yasa çerçevesinde 35 yaşından genç hastalara ilk iki denemede 1 embriyo transferi için izin verildiğinden dolayı yöntemin bu hastalar için ayrı bir değeri vardır. Embriyo dondurma işlemine onay veren hastaların embriyoları her yıl yeniden sözleşme yenilenmesi kaydıyla 5 yıllık bir sürede muhafaza edilebilir. Onay vermeyen hastaların embriyoları ise yasalarla belirlenen protokollere bağlı kalınmak suretiyle yok edilir.

Tek Seçilmiş Blastokist Transferi
Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerde embriyo transfer sayısına kısıtlamalar getirilmektedir. Buna göre Türkiye’de konuyla ilgili yasal düzenlemeler getirilmiş ve 35 yaşından genç hastaların ilk iki tüp bebek denemelerinde 1 embriyo transferi zorunlu kılınmıştır. Tek seçilmiş blastokist transferi yöntemi bu zorunluluğun getirildiği ülkelerde yaşayan hastalar için büyük avantaj olmuştur.

Tek seçilmiş blastokist transferinin en önemli özelliği ise normal yollardan elde edilen gebelikle en çok benzerliğe sahip yöntem olmasıdır. Uygulama işlemlerinde laboratuvarda beş ila altı gün arasında tutulabilen gelişme potansiyeli yüksek embriyoların seçilebilmesi mümkün olabilmektedir. Bu özellik olumlu sonuç alınma ihtimalini yükseltmekte ve çoğul gebelikle karşı karşıya kalınma ihtimalini yok etmektedir.

Mikro-TESE Yöntemi
Bu yöntemin bulunması ve uygulanmaya başlanmasının ardından menide sperm bulunmadığından ötürü çocuk sahibi olmasına imkansız gözüyle bakılan birçok erkek için tedavi mümkün hale gelmiştir. Mikro-TESE Yöntemi’nin tedavi yöntemleri arasına girmesiyle birlikte günümüzde bu hastaların baba olma umudu gerçeğe dönüşmektedir.

Mikro-TESE uygulamalarında özel bir mikroskop yardımıyla testis dokusu incelenir ve buradan alınan örnekler incelenmek üzere laboratuara götürülür. İstenen sonuç alındığında, yani sperm elde edilebildiğinde ise yumurtalara enjekte işlemi uygulanır. Bazı durumlarda ise gerek görüldüğü takdirde dondurma işlemi yapılmaktadır.

Sperm taşıyıcı kanallarında tıkanıklık tespit edilen hastaların hepsinde sperm elde edilirken, rahatsızlık sebebi üretim bozukluğu olan hastaların yarısında aynı başarıya ulaşılabilmektedir.

Embriyo Zarının İnceltilmesi  
Tüp bebek kliniklerine başvuran hastalarda sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biri, embriyo gelişimi elde edilmesine rağmen gebelik sonucuna ulaşamamaktır. Genelde bu problemin sebebi embriyonun kendisini çevreleyen zarı yırtamaması ve rahim duvarına (Endometrium) yerleşememesidir. Embriyo zarının inceltilmesi yöntemi bu sorunu çözmek için kullanılmaktadır ve böylece hastaların elde ettiği gebelik oranında anlamlı bir artış görülmektedir.

Söz konusu hastaların tedavisi için kimyasal, mekanik ve lazer yöntemlerinden birine başvurulur. Böylelikle embriyonun çevresindeki zarda küçük bir delik açılır ya da inceltme işlemi uygulanır ve embriyonun dışarı çıkması mümkünleşir.

 
Yayınlandığı Kategori TÜP BEBEK
Çarşamba, 27 Eylül 2017 19:42

Çoğul Gebelikler

Çocuk sahibi olamadıkları için yardımcı üreme tekniklerine başvurarak aşılama, tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi tedavilerle sonuç almaya çalışan çiftlerde görülen çoğul gebelik durumu, ilk günden itibaren tartışmalara yol açmıştır.

Tedavi uygulamalarının başladığı ilk yıllarda meydana gelen çoğul gebelikler kimi çevrelerce reklam aracı olarak kullanılmış ve konuyla ilgilenen hastaların yanlış yönlendirilmelerine neden olmuştur.

Zamanla alınan önlem ve çıkarılan yasalarla birlikte transfer edilecek embriyo sayısına sınır getirmek suretiyle çoğul gebeliklerin önüne geçilmeye çalışılmış ve İngiltere, Belçika, Hollanda ve İskandinav ülkelerinde istisnai durumlar dışında tek embriyo transferi zorunlu kılınmıştır. Türkiye’de de çoğul gebelikle ilgili alınacak önlemler gündeme getirilmiş ve 30 Mayıs 2005’te İstanbul’da düzenlenen Dünya Tüp Bebek Kongresi’nin ardından Bertarelli Derneği’nin toplantısında bu konu tartışılmıştır.

Günümüzde çoğul gebeliklere doktor tarafından meydana getirilen komplikasyon gözüyle bakılmaktadır. Redüksiyon uygulamasıyla çoğul gebeliklerde azaltma yoluna gidilmektedir ancak bu da psikolojik sıkıntılara yol açmaktadır.

Çoğul Gebeliğin Meydana Getirdiği Riskler

İkiz Gebeliklerde Görülen Riskler

-Erken doğum

-Gebelikte görülen Preeklampsi

-Gebelik Diyabeti

-Anormal Plasenta Yerleşiminden kaynaklanan problemler

-Kansızlık

-Sezaryen

-Doğum sonrasında kanama yaşanması

-Rahim içerisinde sıkışan bebeklerin el ve ayaklarında duruş bozukluğu

-Bebeklerde Anomali

-Ayrıca çoğul gebeliklerde bebeklerin bir ya da fazlasında gelişim bozukluğu (Diskordans büyüme) görülebilmektedir ve olguların bir bölümünde bunun sebebi bebekler arasında kan alışverişi olmasıdır.

-Prematüre bebeklerde komplikasyon görülme ihtimali yüksektir ve bunlar kalıcı hasar ya da sakatlıklara neden olabilirler.

Çoğul Gebelikte Erken Doğum

-Çoğul gebeliklerde görülen riskler arasında en ciddi olanı erken doğumdur. Ortalama doğum haftası ikiz gebeliklerde 36, üçüz gebeliklerde 33, dördüz gebeliklerde ise 29 ila 31’dir. Çoğul gebelik dördüzden fazla ise bebeklerin sağlıklı doğma ihtimali oldukça düşüktür.

-Erken doğan bebekler bakım ünitelerine alınmaktadır. Yeni doğan bakım ünitelerine alınan bebekler genelde hayatta kalmaktadır ancak 28. haftadan doğan bebeklerde bu ihtimal düşüktür. Ayrıca bu bakım ünitelerinin verdiği hizmet ekonomik anlamda pahalıdır ve geliri kısıtlı aileler için sorun teşkil edebilmektedir.


Çoğul Gebelikte Anne Adayları ve Doğum


-Anne adaylarında çoğul gebelik bulunması halinde 2 haftada bir yakın takip uygulanır. Gebelikte son döneme gelindiğinde ise buna haftada bir olacak şekilde devam edilir. Eğer çoğul gebelik üçüz ve dördüz olacaksa anne adayı gebeliğin büyük bölümünü hastanede yatılı olarak geçirir.

-Çoğul gebeliği olan anne adaylarında Diyabet, Anemi ve Yüksek Tansiyon gibi rahatsızlık riski vardır. Bu risklere karşı anne adayı kontrol altında tutulmalı ve rahatsızlık ihtimalinde erken tanı ile tedavi yoluna gidilmelidir. Ayrıca anne adaylarının beslenme programına dikkat edilerek Diyetisyen gözetiminde bulundurulmaları gerekir.

-Çoğul gebelik durumlarında genelde Sezaryen yöntemiyle yapılan doğumların ardından kanamalar görülebilir. Bu durum ciddi ölçüde arttığında operasyon yapılarak Rahim alınabilmektedir. Bunun dışında bu tür doğumlar gerçekleştikten sonra genelde kan ihtiyacı oluşmaktadır.

-Çoğul gebeliğin anne üzerinde Psikolojik etkileri de olmaktadır. Birden fazla bebeğin aynı anda bakım ihtiyacında olması annede uykusuzluk, kronik yorgunluk ve Depresyon gibi sorunların oluşmasına neden olabilmektedir.



Yayınlandığı Kategori TÜP BEBEK
Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT)
Genetik risk taşıyan çiftler bu tarama yöntemiyle sağlıklı bir bebek dünyaya getirme avantajına sahip olmaktadır. Embriyoların transferden önce genetik bakımdan incelenmesinin ardından sağlıklı embriyoların transferi yapılmakta ve bu sonuca ulaşılabilmektedir. Kromozom anomalisi olan ilerleyen yaşlardaki hastalar için tavsiye edilen bir yöntem olan PGT, akdeniz anemisi ve orak hücreli anemi benzeri gebelik rahatsızlıkların önceden belirlenebilmesini sağlar.

Tüp bebek tedavilerinin esas amacı olan sağlıklı bebek doğumlarına katkıda bulunan PGT, gelişen olanaklar sayesinde hastaların daha kolay öğrenip ulaşabildiği bir yöntem haline gelmiştir.Tekrarlayan düşük ya da başarısız deneme yaşayan ve ilerleyen yaşlardaki hastalarda Embriyo Taraması için PGT uygulanması ise yarar ve zarar açısından tartışmalara yol açmaktadır.

Yardımcı Yuvalama (Assisted Hatching)
“İmplantasyon” diye tabir edilen durumda sorun olması halinde kullanılan yöntemdir.

Rahim içerisine yerleşen embriyonun, bölünme ve büyümesini sürdürmesi ve belirli büyüklüğe ulaşmasının ardından etrafındaki Zona Pellucida zarını yırtmasıyla birlikte rahim iç tabakasına (Endometrium) gömülmesine İmplantasyon denilmektedir. Embriyo bu zarı yırtamadığında ise gebelik oluşumu yaşanmamaktadır. Araştırmalara göre tedaviye başvuran kadınların % 50’den fazlasında genelde bu yüzden gebelik elde edilememektedir.

Yardımcı yuvalama yöntemiyle embriyonun etrafındaki zarı yırtmak suretiyle dışarıya çıkarılması amaçlanır. Bunun içinse yapılacak transferden önce zarda küçük bir delik açılarak işlem yapılır. İşlemde mekanik, kimyasal ya da lazer yöntemlerine başvurulur.

Embriyo Dondurma
Tüp bebek tedavilerinde maksimum 2 ya da 3 embriyo transfer edilerek çoğul gebeliklerin önlenmesi hedeflenmekte, geriye kalan embriyolar ise isteğe bağlı olarak dondurulabilmektedir. Böylece daha sonra ihtiyaç olması durumunda bu embriyolar çözündürülüp tekrar kullanılmakta, hasta yeni bir tedaviye girmemektedir. Ayrıca bu türden bir kolaylık psikolojik ve ekonomik anlamda yaşanacak olumsuzlukların da önceden engellenebilmesini sağlamaktadır. Ülkemizde de uygulanabilen embriyo dondurma yöntemi, çiftlerin iznine bağlı olarak Embriyoların 5 yıl süreyle muhafaza edilebilmelerine olanak tanır.

Uygulamada yapılan dondurma ya da çözme işlemlerinde öncelikle “Kriyoprotektan” olarak nitelendirilen kimyasal maddelerle dengelenme ve soğutma yapılır. Ardından -196 derece sıvı nitrojen içerisinde depolama, çözülme sonrasında ise embriyo kimyasal ortamdan alınarak özel kültür solüsyonlarına bırakılır. Böylece ileri gelişim sağlaması amaçlanmaktadır.

Klasik tüp bebek ile mikroenjeksiyon tedavilerinde bu yöntemle % 25 ila % 40 oranlarında gebelik elde edilebilmektedir. %40 oranının elde edilebildiği hastalar ise taze embriyolarla gebelik elde edebilen ya da transfer yapılmadan tüm embriyoları dondurulanlardır.

Embriyo Yapıştırma

-Tedavilerde faydası olan bir yöntemdir ancak sıra dışı ya da mucize gibi tabirlerle anılması doğru değildir.

-Embriyo Yapıştırma Yöntemi, tekrarlayan başarısız denemeler yapmış çiftlerle ileri yaştaki kadın hastalarda gebelik oranlarını artırabilmektedir. Uygulama işlemlerinde “Glue” ismi verilen bir yapıştırıcı kullanılmaktadır.

-Tekrarlayan başarısız deneme yapmış ve 39 yaşından büyük kadınlarda yaptığımız iki çalışmada aldığımız olumlu sonuçlar nedeniyle bu yöntemi biz de hastalarımıza önerebiliyoruz.

Mikrodiseksiyon TESE
Testislerde Sperm arama amacıyla uygulanan yöntemlerdir. Tıkanıklıktan kaynaklanan Obstrüktif Azospermi hastalarının tamamında, yapım bozukluğundan kaynaklanan Nonobstrüktif Azospermi hastalarının yarısında Sperm bulmak mümkün olmaktadır.

Uygulamada küçük bir kesi yapılarak iki testisin de etrafında yer alan “Tunika Albuginea” kılıfı ile Testislerin içerisinde durduğu kese açılır. Ardından mikroskop altında doku incelemesi yapılarak geniş kanalcıklardan örnek alınır ve kesi yapılan yerler dikilerek uygulama bitirilir. Bazı yayınlarda bu uygulamanın testis dokusuna diğer yöntemlerden daha az hasar verdiği savunulmuştur.

Dondurulmuş spermlerin çözülme sonrasındaki canlılık oranı ile gebelik oluşturabilme potansiyeli Obstrüktif Azospermi vakalarında olumlu sonuçlar elde edilmesini sağlarken, aynı durum Nonobstrüktif Azospermi vakalarında kesinlik kazanmamıştır. Yapısal bozukluktaki spermler nedeniyle dondurma ve çözme işlemlerinde sorun yaşanılan bu vakalarda, dikkatle sperm seçimi yapılarak daha sonra kullanılmak üzere dondurma işlemi tercih edilebilir. Yine de Nonobstrüktif Azospermi vakalarında taze sperm kullanılması daha doğrudur.

-Obstrüktif Azospermi sorunu yaşayan hastalarda 7 kereye dek cerrahi işlem yapılarak Sperm aranabildiği ve tüm işlemlerde bulunabildiği tespit edilmiştir.

-Nonobstrüktif Azospermi sorunu yaşayan ve yapılan TESE işlemlerinde Sperm bulunabilen hastalarda ise 6 kereye dek TESE uygulanabildiği ve sperm alınabildiği tespit edilmiştir.

-Nonobstrüktif Azospermi hastalarından ilk TESE uygulamasında sperm elde edilemeyenlerin % 15’inde ikinci TESE uygulamasında sperm elde edilebildiği tespit edilmiştir.

-İlk TESE uygulaması ve tekrarlayan TESE uygulamaları ile elde edilen gebelik oranı aynıdır.

Tüplerin Çıkartılması
Hastanın tüplerinde oluşan tıkanmanın “Hidrosalpenks” isimli sıvının birikmesinden kaynaklandığı durumlarda laparoskopi uygulanarak tüpler çıkartılmaktadır. Daha önce karın cerrahisi operasyonu geçirdiğinden ötürü yapışıklık sorunu yaşayan ve bu yüzden laparoskopi uygulanamayan hastalarda ise tüpler rahime bitişik oldukları bölgeden bağlanarak tedavi edilirler.

Tüplerinde sıvı biriken hastalarda gebelik elde etme başarısı % 30 ila % 50 oranında düşmektedir.

Blastokist Kültürü
Embriyoların laboratuarlarda kültür sıvıları içerisinde uzun süre yaşayabilme olanağı bulması, gebelik elde edilmesine de olumlu şekilde yansımaktadır.  Yaşanan gelişmelerle birlikte bu yöntemin kullanılması embriyoların kaliteli olanlarının seçilebilmesini ve transfer işleminde daha az embriyo kullanılarak çoğul gebelik ihtimalinin düşmesini sağlar. Bu yöntem embriyoları canlılık bakımından incelenebileceği uygulamalara zemin hazırlar.

Bunların dışındaki bir başka yararı ise preimplantasyon genetiğine yer verilen kliniklerde blastokist iç hücre tabakalarında (Trofoektoderm) Biyopsi yapılabilmesine imkan tanımasıdır. Böylece embriyonik olmayan bu doku herhangi bir etik tartışmaya yol açmamaktadır.

Endometriyal Ko-Kültür
Günümüzde araştırma maksatlı kullanılan bir yöntemdir. Embriyoların ileri gelişim evresine ulaşmasında kültür ortamlarının yetersiz kaldığı iddiası ile 1990 yılı başlarında gündeme getirilmişse de, embriyo gelişimine 5 ila 6. güne dek olanak sağlayan ardışık kültür ortamlarının geliştirilmesiyle birlikte tercih dışı kalmıştır. Endometriyal Ko-kültür yöntemi, tedavinin bir ay öncesinde rahimden endometrial biyopsi ile alınan küçük bir parçanın laboratuarda hücre kültürüyle geliştirilmesi ve embriyoların oluşturulan hücre tabakası üzerinde izlenmesi esasına dayanır.

2003 yılında yayınlanan spandorfer araştırmasında bu yöntemin tekrarlayan başarısız denemeleri yaşayan çiftlerde gebelik oranlarını artırdığı yönünde bir görüş ortaya atılmış ancak bu görüş başka bir araştırma ile desteklenmemiştir. Araştırmayı yetersiz kılan faktör ise rastgele seçilen randomize gruplar üzerinde yapılmaması ve gebelik oranlarının artışında rahimdeki kontrollü travmadan bağımsız bir etki yaratıp yaratmadığının netleşmemesidir.
Yayınlandığı Kategori TÜP BEBEK
Tüp bebeğe bakış açısını nasıl yorumluyorsunuz?
Bizim toplumumuz için çocuk arzusunun önemli bir yeri var. Toplum içinde çok önemseniyor ve bunun için aileler her şeyi yapmaya hazırlar. Fakat toplumda bu bir kusur olarak algılanıyor. Doktora gitmeye çekiniliyor. Özellikle erkekler, kadınlara sen git bir doktora görün benim gitmeme gerek yok sorun bende değil nasılsa gibi şeyler söylüyorlar. Fakat bu durum %50 %50’dir. Oranlar eşittir, kadında kusura olacağı gibi erkekte de olabilir. Özellikle gelen çiftlerin en çok sorduğu soru ‘’sorun bende mi eşimde mi?’’ sorusu. Bu tür yaklaşımları doğru bulmuyoruz. Sonuçta bu ortak bir şey. İnsanlar bunun için bir evlilik yapmışlar ve bu evlilikte her iki tarafında ortak bir çaba göstermesi lazım. 

Bu bir kusur olarak mı adlandırılmalı yoksa sağlık problemi mi?
Bu kesinlikle bir kusur değil sağlık problemidir. Özellikle aileler ‘’biz kızı getirdik, buyurun değerlendirin bunda kusur var mı yok mu?’’ diye soruyor. Bu tür yaklaşımlar toplumumuzda maalesef hala var ama gelişmeler kat ediyoruz. Artık erkeklerinde geldiği bir ortam görüyoruz. Bu da tüp bebeğin biraz daha yaygınlaşmasını sağlıyor. Öncede biraz daha farklı bakılıyordu. Toplumda ‘’tüp bebek benim bebeğim değil, tüp bebek senin bebeğin mi hücresi kimden’’ gibi şeyler söyleniyordu. Bu konular çok tartışıldı, çok suiistimal edildi ve dolayısıyla insanlar bunları saklamak zorunda kaldı. Sonuçta bu bebek yine onların, genetik açıdan yine %100 onların bebeğidir.  Tüp bebeğin normal bir bebekten hiçbir farkı yok. Sonuçta bu tüp bebeklerde ileriki zamanlarda okula gidiyor, evleniyor ve çocukları oluyor.

Tüp bebekler normal bebeklere göre daha sağlıklı ve daha güzel gibi sözler söyleniyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Toplumda yayılan kulaktan kulağa böyle söylemler olabiliyor. Aslına bakarsak böyle bir şey yok. Tüp bebekte spermler özenle seçiliyor, özenle seçildiği için daha güzel oluyor gibi düşünceler var ama böyle bir şey yok. Sonuçta anne ve babanın genetik yapısı ne ise doğan çocuk aynı. Hiç fark etmiyor. Toplum içinde ‘’ biz tüp bebek yaptıracağız, laboratuvar ortamında seçildiği için hem daha güzel oluyor hem daha sağlıklı oluyor’’ gibi düşünceler de söz konusu. Fakat böyle bir şey yok.

Tüp bebeğin güzel olması kesinlikle rastlantısaldır. Böyle bir bilimsel çalışma yok. Bizim baktığımız çalışmalarda ; tüp bebek ile doğan bebekler, normal yolla doğan bebekler gibi sağlıklı olup olmadığına ya da toplum içindeki gelişimlerine bakıyoruz. Bizim için önemli olan bunlar. Şu andaki çalışmalarımız ise, tüp bebek ile doğan çocuklarda normal yolla doğan çocuklar ile hem sağlık açısında hem de diğer şeyler açısından bir farklılık olmadığı gösteriyor. 

Tüp bebeklerin normal bebeklere göre daha az yaşadığı söyleniyor. Bu doğru mudur?

Böyle bir şey yok. Aslında böyle bir şey söylemek için daha erken. Çünkü ilk tüp bebeğin doğum tarihine baktığımızda 1978 olduğunu görüyoruz.  Fakat şu ana kadar baktığımız zaman ne yaşam uzunluğu ne sağlık ne güzellik açısında normal bebeklerden bir farklılığı yok.

Erkekte kısırlık konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Aslında bu konu çok önemli. Biz hep vurguluyoruz. Öğrencilerime anlatırken genellikle söylüyoruz. İlk olarak erkeği inceleyin. Çünkü erkeği incelemek daha kolaydır. Sadece bir sperm örneği ile doğurganlık yeteneğinin olup olmadığını kontrol edebiliyorsunuz. Fakat kadını incelemek biraz daha zor. Örneğin aylık periyodlarını takip etmek gerekiyor, yumurtlama zamanına bakmak gerekiyor, kanalların açık olup olmadığını kontrol ediyorsunuz, kısacası bir sürü araştırma yapılıyor ve bunlar zaman alıyor.

Daha önceden senin çocuğun olmaz denilen erkekler için inanılmaz yollar açıldı. Özellikle 1992 de mikro enjeksiyon yönteminin ortaya konması ile spermi yumurta içerisine direk enjekte edebiliyoruz. Bu çok önemli bir gelişme. Senin çocuğun olmaz denilen erkeklerin çoğunu çocuk sahibi olma imkânı veriyor.  Hatta sperm sayısı 0 olan erkekler için bile yöntemler çıktı. Bu yöntemde testislerden bir parça alarak birtakım işlemlerden geçirerek çocuk sahibi olma imkanını sağlayabiliyoruz.

Bir kadının kaç yaşından sonra yumurtalık kontrolü yaptırması gerekiyor?
Eğer bir kadının ailesinde erken menopoz varsa, yumurtalıklar ile ilgili bir cerrahi geçirecekse ya da kanser gibi bir hastalıktan radyoterapi tedavisi görecekse bunlar yumurtalıkları etkileyebiliyor. Bu 3 grubun ileride doğurganlığı ile sıkıntı çekmemesi için en kısa zamanda kontrol yaptırması gerekiyor.  Diğer doktorlarımıza zaten söylüyoruz eğer yumurtalıklar ile ilgili bir müdahalede bulunulacaksa önce bize bir gönderin ona bir danışmanlık hizmeti sunalım daha sonrasında eğer hastada isterse gereken işlem neyse yapıyoruz.

Kanalları bağlanan bir hasta daha sonrasında bağlattığı kanalları açtırarak tekrar çocuk sahibi olabilir mi?
Tüp açma ameliyatlarımızda bazı kriterlerimiz var. Hastalarımıza ilk sorduğumuz soru aradan kaç yıl geçti sorusudur.  Eğer uzun süre geçtiyse başarı şansı düşebiliyor. Aynı zamanda tüpün nasıl bağlandığı da önemli. Robotikle ya da diğer yöntemler ile bağlanan tüplere bakılabilir eğer tüpler çok tahrip olduysa hiçbir şey de yapmayabiliriz ya da tüpler çok tahrip olmadıysa, uygun uzunluğu varsa onları birleştirebiliriz. Dolasıyla tüp açma ameliyatları tamamen içerideki duruma bağlı. Tüpleri dışarıdan göremiyoruz bu yüzden hastamızdan onay alarak ameliyatta hiçbir şey yapamayacağımız, tek tüpü açabileceğimizi ya da ikisini de açabileceğimizi içerideki durumu gördükten sonra yapabileceğimizi söylüyoruz. Hastanın bunu kabul etmesi lazım. Tabi ameliyattan sonra iyileşmenin olup olmadığını görmek için bir rahim filmi çekiyoruz. Eğer sonuçlar iyi ise hastamıza normal yolla hamilelik şansını deneyebileceğini söylüyoruz. Tabi normal yolla gebe kalmak erkeğe de bağlı. Daha öncesinde iyi olup sonralardan azalma ya da kalitede düşme olmuş olabilir.

Tüp bebek ile normal bir bebeğin genetik kodları aynı mıdır? Bir farklılık oluyor mu?
Hiçbir farklılık yok. Sonuçta yine genetikler %50 %50 şekilde anne ve babadan geliyor. Yine bir sperm var yine yumurtalar var ve genetikler aynı, değişen hiçbir şey yok. Normal bir gebelikte de tüp bebek gebeliğinde de aynı genetik kodlar söz konusu.

Takipçilerinize ne gibi bir mesaj vermek isterseniz?
Sonuçta doğurganlık bir neslin devamı için olması gereken bir şey. Aynı zamanda insanların içinde bir içgüdüdür. Bir kadın ne derse desin bu iç güdüye sahiptir. Tabi çocuk sahibi olmak için bazen hayatımızı programlamamız gerekiyor. Örneğin kariyer yapmak için çocuk yapmayı erteleyen bir kadın gibi. Tabi bu düşüncede olan bireylerin önceden bir bilgi alması, basit testler ile bir sorun olup olmadığını ya da ileride bir sorun olup olmayacağının kontrol edilmesi gerekiyor. Bir kadın açısından doğurganlık her zaman çok önemlidir ve doğurganlık testine girmek için mutlaka evli olmak gerekmiyor. Genellikle başvurular evlendikten sonra olur. Evlilik öncesi kadın doğum uzmanına gidilmez gibi bazı yargılar var. Örneğin bir genç kızın çok ciddi şekilde adet sancıları ve kanaması var. Bunu bir büyüğüne söylediğinde ise merak etme evlenince geçer deniliyor. Belki de o genç kızın rahiminde bir miyomu var ve bu yüzden kanamaları şiddetli. Fakat toplumda bu tür rahatsızların evlenince geçeceği yargısı var ve bir jinekoloğa ya da kadın doğum uzmanına götürülmüyor. Bu da kızın sosyal yaşantısını etkiliyor. Örneğin okul başarısı ya da iş hayatındaki başarılar gibi. Fakat bir kadın doğum uzmanına gidilse belki bu kişiye verilecek basit ilaçlar ya da küçük cerrahiler ile bu sorun ortadan kalkacak. Tabi toplumdaki bu yargı yüzünden ne yazık ki ihmal ediliyor. Oysa ki bazı zaman erken teşhisin ya da erken tedavinin kişiye büyük katkıları oluyor.
Yayınlandığı Kategori TÜP BEBEK
Page 1 of 2

İletişim Kanallarımız

Şair Eşref Bulvarı 1408 Sok.
Meriç Ap. No.7 K.2 D.5 Alsancak / İzmir
İzmir: (0232) 464 20 55 ve (0530) 877 10 57
Whatsapp: (0536) 828 24 90
dr@fatihsendag.com

İletişim Formu

Form by ChronoForms - ChronoEngine.com
Copyright © 2019 Prof. Dr. Fatih Şendağ www.fatihsendag.com.

Lütfen telefon numaranızı girin
sizi arayıp bilgi verelim.

We are calling your phone

0:00

Thanks,
We will call you back soon.

Whatsapp
Whatsapp iletişimi

Beni geri arayınız

Bana Ulaşın

Bana Ulaşın

Close