• (0232) 464-20-55
  • (0530) 877-10-57
  • (0536) 828 24 90
  • This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

×

Hata

Contact Us Premium Module : You must enter your messenger link

Tüp bebek tedavisine olan talep her geçen gün daha fazlalaşıyor. Bunun en önemli nedeni hastaların tüp bebek tedavisinin ne olduğu konusunda daha çok bilinçli hale gelmeleridir. Bunun yanı sıra tüp bebek tedavisindeki gelişmeler ve Türkiye’deki hekimlerin başarıları da talebin artmasına önemli derecede etkiliyor.

Her geçen gün tüp bebek tedavisine katkı sağlayacak yeni bir destek tedavi yöntemi geliştirilmekte ve tüp bebek tedavisindeki başarı oranı artırılmaktadır. Örneğin son zamanlarda embriyolardaki genetik tanı çok daha sık kullanılmaya başlandı. Bu sayede tüp bebek tedavisine iki şekilde katkı sağlandı. Birincisi embriyoların genetiği incelenip aileden geçme ihtimali olan genetik hastalıklar incelenerek daha sağlıklı bir bebek dünyaya getirilmesi sağlanıyor. İkinci olarak da tüp bebek tedavisindeki başarısızlıkların sebepleri bulunarak sağlam embriyonun seçilmesi sağlanıyor. Tüp bebek tedavisinde vücut savunma sistemleri yani immünite sistemi önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü embriyonun anne rahminde tutunması için anne rahmi ile embriyonun uyum sağlaması gerekmektedir. Bu açıdan immünoloji önem kazandığından bunun altında yatan sebepler araştırılmaya başlandı ve ilk etapta lenfosit ile gebelik aşıları uygulamasına başlanıldı.

Tüp bebek tedavisinde gebelik aşısı nedir?
Gebelik aşıları ilaçlardan, anneden ya da babadan alınan az miktarda kan ile yapılabiliyor. Bu aşılar direkt rahim içine ya da annede cilt altına uygulanabilir. Buradaki amaç ise anneyi embriyoya alıştırmaktır. Annenin embriyoyu kabul etmesi için önce ikisinin birbirini tanımasını sonra da reddetmemesini sağlamaktır.

Tüp bebek tedavisinde embriyonun tutunmasını sağlamak için birden fazla teknik kullanılır. Önemli olan bu yöntemlerden hangisinin hangi kişiye daha uygun olduğunu belirlemektir. Tüp bebek başarısızlıklarının sebebini bulmak için geliştirilen çok sayıda test mevcuttur. Yapılan bu testler ve kontroller sayesinde gebeliğe ve bebeğin tutunmasına engel olacak sorunlar ortadan kaldırılabiliyor. Annenin yumurta ve babanın sperm kalitesini artırmak amaçlı bazı antioksidan ve yan ürünler kullanılabiliyor. Sonuç olarak rahmin, yumurtanın ve spermin maksimum iyi olduğu an yakalandığında gebelik açısından da yüksek şanslara ulaşılmış oluyor.

PES ETMEYİN!
Tüp bebek tedavisinde başarısız olan aileler kendilerini mümkün oldukça üzmemelilerdir. Eğer başarısız bir tedavi gerçekleştiyse çok vakit kaybetmeden yeni tedaviye başlamalılar çünkü ilerleyen zamanlarda yumurtalık rezervlerinde azalma, sperm kalitesinde düşme gibi sorunlar yaşanabilir ve çocuk sahibi olmak imkânsız hale gelebilir.

Yayınlandığı Kategori TÜP BEBEK
Cuma, 21 Aralık 2012 12:58

Kansız Bıçaksız Ameliyat

Universal Ege Sağlıktan kansız bıçaksız ameliyat
HALK arasında "kapalı, kansız, bıçaksız ameliyat" olarak da bilinen laparoskopik yöntemle yapılan ameliyatlar, hastaların kısa sürede ayağa kalkmasını sağlıyor. Universal Ege Sağlık Hastanesi Kadın Hastalıktan ve Doğum Bölümü ekibi tarafından, bu alanda bir referans hastane olma yolunda önemli operasyonlar yapılıyor. Kapalı ameliyatlar, kadın hastalıklarının tedavilerinde uygulanabiliyor. Jinekolojik operasyonların tamamına yakınının kapalı yöntemle yapılabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Fatih Şendağ, "Laparoskopik yöntemle, yaralar çok kısa sürede iyileştiği ve ameliyatın ertesi günü ayağa kalkılabildiği için hastalar tarafından daha çok tercih ediliyor. Özellikle çalışan kadınların iş yerinden uzun süre izin almalarına gerek kalmayacağı için büyük konfor sunan bu ameliyatlar, uzun süre iş gücü kaybını en aza indiriyor" dedi.
Enfeksiyon riskini azaltıyor
Prof. Dr. Fatih Şendağ laparoskopik yöntemin göbek altında açılan milimetrik bir delikten girilerek uygulandığını belirterek, şu bilgileri verdi: "Ameliyat sonrası çok daha az ağrı oluyor, iz kalmıyor. Estetik açıdan kadınlarımız açık ameliyat olanlara göre daha mutlu oluyor. Laparoskopi genelde hastanede yatış bile gerektirmiyor ya da
en fazla bir gece yatma ihtiyacı olabiliyor. Enfeksiyon kapma riski azalıyor ve normal hayata dönüş süresi kısalıyor. Çoğu hastamız 3 - 4 gün içinde normal yaşamına
dönüyor. Tüm bu avantajları nedeniyle bu ameliyat hem patron dostu, hem de kadın dostu diyebiliriz."
Laparoskopinin bir diğer üstünlüğünün ise karın kesisine bağlı komplikasyonlardan (enfeksiyon, yara açılması ve fıtık) sakınılması olduğuna dikkati çeken Şendağ. "Birçok kadın hastalığının tedavisinde kullanılan kapalı yöntem, ameliyat sonrası kadınlarda oluşan kısırlık riskini de azaltmaktadır" dedi.
Universal Ege Sağlık Hastanesinin Kadın Hastalıkları ve Doğum ekibi; Op. Dr. Burak Zeybek, Op. Dr. Alper Biler ve Op. Evrim Berberoğlundan oluşuyor.
haber1
Yayınlandığı Kategori MEDYA
yeni asır aileler yönetmelik tüpbebekEge Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim Üyesi, Jinekolojik Endoskopi Derneği Genel Sekreteri ve Üreme Sağlığı ve infertilite (Tüp Bebek) Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Doç. Dr. Fatih Şendağ, çoğul gebeliklerin tek sorumlusunun tüp bebek uygulaması olmadığını, aşılama ve yumurta uyarılması ile de çoğul gebelik geliştiğini söyledi. Sağlık Bakanlığının yeni yayınladığı yönetmelik ile 35 yaşın altındaki anne adaylarına 1, 35 yaş üzerindekilere ise 2 embriyo transferi getirdiğini belirten Dr. Şendağ, "Embriyo sayısı azalınca gebelik şansı da düşüyor" dedi.
Tüp bebek ve endoskopik cerrahi konusundaki çalışmaları ile tanınan Doç. Dr. Fatih Şendağ, tüp bebek uygulamasındaki bilimsel gelişmeleri ve Sağlık Bakanlığının 6 Mart 2010 tarihinde yayınladığı Tüp Bebek Yönetmeliğini Yeni Asıra değerlendirdi.

DERNEK DAVA AÇTI
• Sağlık Bakanlığının yeni yönetmeliği neler getiriyor, anlatır mısınız?
- Sağlık Bakanlığı 6 Mart 2010 tarihinde yayınladığı yönetmelik ile 35 yaşın altındaki anne adaylarına 1, 35 yaşın üzerindekilere ise 2 embriyo transfer edilmesi sınırlandırması getirdi. Bazı hastalar bu yasanın değişeceğine inanarak tüp bebek tedavilerini erteliyorlar. Biz dernek olarak yönetmeliğin iptali için Danıştaya dava açtık. Tartışılarak hazırlanan bir yönetmelik değil maalesef. Çoğul gebelikleri engellemek anlamında sadece tek suçlu tüp bebek diyerek bu yönetmeliği çıkartmak doğru değil. Tüp bebek dışı tedavilerde de çoğul gebelik şansı var. Aşılamada veya yumurta uyarılarak doğal ilişkiye bırakılan yöntemlerde bir sürü yumurta gelişiyor. Bu yöntemlerde çoğul gebelik şansı daha yüksek, daha kontrol edilemez. Daha önce yaşanan yediz olayı tüp bebek değildir. Tüp bebekte hiçbir zaman yediz olmaz. Ama aşılama yöntemi kontrolsüz yapılırsa çoğul gebelik olabilir.
• Sizce tüp bebek tedavisinde nasıl bir yol izlenmeli, kaç embriyo transfer edilmeli?
- Türk toplumunda bebek çok önemli. Evini, tarlasını, ineğini satıp para biriktirip tüp bebek yaptırıyor. Dolayısı ile bu kişilere yumurta kalitesi, sperm durumu kötü olduğu için gebelik şansı düşük olan hastaya bir embriyo vermek ne kadar doğru? O zaman siz hastayı hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Keşke Sağlık Bakanlığı ile bilimsel dernekler işbirliği yapsa ve daha bilimsel ve ülkemiz koşullarına uygun bir yönetmelik hazırlansaydı. Yönetmelik çok katı, hastaları sadece yaşa göre ayırıyor. Halbuki tüp bebek başarısında yaş tek faktör değildir. Bugün 30 yaşında yumurtalık rezervleri tükenmiş hastalar var. Sonuçta 35 yaşın altında olması hastanın çok iyi olduğunu göstermiyor. Yumurta rezervleri düşmüş hastaya bir embriyo vermek gebelik şansını düşürüyor.
Bizlere hekimlik görevimizi kullanma şansı verilmeli. Şu an böyle bir şansımız yok. Neden? Tüp bebeği biliyoruz, bu konuda çalışmalar da yapıyoruz. Ama biliyoruz ki bize öğretilen en önemli şey hastaya göre yaklaşımdır. Hastaları 35 yaş altı ve üstü olarak kategoriye ayırmak doğru değil. Doktorlar olarak hastaya göre kıyafet yapmalıyız. Hazır bir giysiyi her hastaya giydiremeyiz. 35 yaşında altı bir embriyo, 35 yaşın üzere iki embriyo diyemeyiz. Gebelik potansiyeli yüksek bir anne adayına bir embriyo transfer etmek doğru. Dernek olarak bunu destekliyoruz. Ancak genç hastanın yumurta kalitesi düşükse, eşinin de sperm kalitesi kötüyse, bu hasta grubunda 1 embriyo transfer etmek sıkıntı yaratır. Bazı Avrupa ülkelerinde 35 yaşın altında 2ye kadar embriyo izni veriliyor. 35-37 yaş arası 3e kadar izin veriliyor. Söz konusu ülkeler bu kadar katı değil.

# Bu durumda çok merak edilen başka bir konu var. En iyi embriyo nasıl seçilecek. Çünkü bu gebelik şansı etkileyen en önemli faktörlerden biri...
Tüp bebek laboratuarlarına en iyi embriyoyu seçme zorunluluğu görevi düşüyor. Laboratuar kaliteniz çok iyi olmalı ki iyi embriyolar seçebilmelisiniz. Nasıl seçeceğiz en iyi embriyoyu. Bu en problemli konulardan biri. Elinizde 5 -10 iyi embriyo var. Bunlardan, birisini seçip karar vereceksiniz. Ve bu seçim hastanın gebe kalıp kalmamasını etkileyecek. Lazerle yuvalanma tekniği, embriyo tutkalı yöntemleri ile anne adayının gebe kalma şansları artırılmaya çalışılıyor. Şu an embriyo mikroskop altında yapısal durumuna bakılarak embriyo seçiliyor. Ancak bu yeterli değil. Bazı kişilerde genetik analizler yapılarak en iyi embriyo seçilebiliyor. Tabii ki her hastaya uygulanamaz, pahalı bir yöntem. Artı, gebelik oranını artırıp artırmadığı tartışmalı bir konu. Embriyo tutkalı ve lazerle yuvalanma tekniği de tartışmalı yöntemler. Henüz gerçekten en iyi embriyoyu seçecek bilgiye sahip değiliz. Bu konuda çok çalışma var. Biz genelde embriyoyu 2. veya 3. gün transfer ediyoruz. Gebelik şansını artırmak ve en iyi embriyoyu seçebilmek için 5. gün blastokist transferi yapmak iyi bir strateji olacaktır.

(Yeni Asır 13.06.2010)


1_20100616_0001
Yayınlandığı Kategori MEDYA
Cumartesi, 03 Haziran 2006 01:37

Tüp Bebek Uzmanı İsrailliler EÜ'de


Ege Üniversitesi ve İsrailden Hadassah-Hebrew Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalları işbirliğiyle Hilton Otelinde düzenlenen Tüp Bebek ve Kadın Hastalıkları ve Doğumda Güncel Gelişmeleri konulu sempozyumun açılışında konuşan EÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Şendağ, tüp bebek tedavisinde gelişen yeni teknolojiler sayesinde sağlıklı gebeliklerin oluşmasının mümkün olduğunu söyledi. İsrailden 12, Ege Üniversitesi ve diğer hastanelerden kadın doğum uzmanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda konuşan Doç. Dr. Şendağ. embriyo biyopsileri ile sağlıklı embriyoların rahim içerisine yerleştirilebildiğini belirtti. Dünyada bu alanda çok büyük gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Doç. Dr. Şendağ, bu sayede genetik hastalıkların oluşması önceden önlenebilmekte, sağlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi sağlanmaktadır. Bu yöntem ancak riskli olan tüp bebek uygulamalarında tercih edilmektedir. Anne adayının daha önceki tüp bebek deneyimlerindeki başarısızlığı, ailedeki kalıtsal hastalıklar ve ileri yaşlarda çocuk sahibi olma isteği gibi risk faktörleri karşısında preimplantasyon denilen bu tetkikler yapılmaktadır dedi.
Globalleşen dünyada bilimin baş döndürücü bir hızla ilerlediğini vurgulayan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Bilgin, Bilginin paylaşımı giderek önem kazanmaktadır Bilim adamları bilgi ve deneyimlerini kendilerine saklamamalı, meslektaşları ile paylaşma yoluna gitmelidir. İsrailli meslektaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz bu sempozyum, bu açıdan da büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki, bilgi ancak paylaşıldıkça çoğalır diye konuştu.İzmirin laik Türk kültürünün bir sembolü olduğunu vurgulayan İsrail Hadassah-Hebrew Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Neri Laufer, Almanyada zulüm gören Yahudilere İzmir halkı kucak açmıştır. Biz o günleri hiç unutmadık. Bu güzel şehirde Türk bilimadamlarıyla bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz dedi. İki gün sürecek sempozyum kapsamında tüp bebek ve kadın doğum konusundaki son gelişmeler, kök hücre teknolojisinde gelinen son nokta, tüp bebek teknolojisi ve genetik, rahim ağzı kanserlerinin tedavisi gibi konular ele alınacak.

(Gazetem Ege)

20060602
Yayınlandığı Kategori MEDYA
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünde öğrenciler ve asistanlar, kapalı operasyonları bilgisayarda tecrübe ediyor. Özgüvenleri artıyor, gerçeğine hazır hale geliyorlar Kansız, neştersiz yöntem HALK arasında kapalı (kansız-neştersiz) ameliyat olarak bilinen endoskopik cerrahi eğitiminde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında son teknolojiden yararlanılıyor. Türkiyeye ilk defa kurulan sanal eğitim programıyla, öğrenciler ve asistanlar ameliyat tecrübesini önce bilgisayar ortamında ediniyor. ediniyor. El-göz-beyin koordinasyonlarını geliştiriyor.

Sanal hoca da var
ANABİLİM Dalı Başkanı Prof. Onur Bilgin, "Cerrahın özgüven kazanması ve geliştirmesi için çok önemli bir eğitim" diyor, şu bilgileri veriyor: "Kanser dahil her türlü kadın hastalığı endoskopik yöntemle ameliyat edilebiliyor. Bilgisayar ortamındaki her safhası sanal hoca tarafından izleniyor. Program, ameliyatı yapana puan da veriyor. Yani performansını, başarısını ölçüyor."
NESRİN COŞKUN (Milliyet)

Yayınlandığı Kategori MEDYA
Salı, 19 Aralık 2006 02:00

Sanal Ortamda Ameliyat

Geleceğin doktorları, ameliyatları önce bilgisayar ortamında yapıyor, deneyim kazanıyor. Simülatör sistemi, Türkiyede ilk kez Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında kuruldu. Başkan Prof. Dr. Onur Bilgin, "Amacımız, öğrencilerimizin el becerilerini geliştirmek. Tüp bağlanması, miyom, dış gebelik gibi operasyonları bu şekilde de öğreniyorlar" dedi.




(Milliyet Ege)





Yayınlandığı Kategori MEDYA

Çikolata kisti nedir?
Çikolata kistinin adı tatlı gibi gözüküyor fakat öyle değil. Çikolata kistinin tıptaki adı endometriozistir. Çikolata kistinin nasıl oluştuğunu açıklayacak olursak, her bayan belirli zamanlarda âdet kanaması görüyor. Bu kanamalar sırasında kanamanın birazı endometrioz denilen yere gidiyor. Eğer kişinin vücudu da uygunsa bu içeri giden kan hücreleri yumurtalıklara tutunarak çikolata kisti dediğimiz şeyi oluşturuyor. Aynı zamanda endometriozis hastalığı sadece kist yapmıyor diğer organlarda da hastalık yapabiliyor.

Çikolata kistinin belirtileri nelerdir? Erken fark edilirse önüne geçilebilir mi?
Çikolata kistleri âdet zamanları çok şiddetli ağrı yapabiliyor. Her âdet sancısı çikolata kisti ile alakalı olmayabilir fakat sancının şiddeti çok büyükse ve sürekli ağrı kesici almak zorunda kalıyorsanız, sosyal yaşantınızı büyük ölçüde etkiliyorsa bunu önemsemek gerekiyor. Bu hastalıktaki en büyük şikâyet âdet döneminde görülen ağrılardır. Özellikle genç kızlarda şiddetli ağrı görüldüğünde aile büyükleri tarafından evlendiğinde geçer deniliyor. Fakat sancılar gerçekten genç kız için dayanılmaz bir hale geliyor ve sosyal yaşantısının etkiliyorsa bir jinekoloğa gitmekte fayda var. Eğer erken yaşta bu hastalık fark edilirse ağrıyı geçiştirecek tedaviler uygulanabilir, çocuk sahibi olmak isteyen bir kişide görülüyorsa tedavi yöntemi değiştirilebilir.

Çikolata kistleri neden oluşur? Genetik faktörler rol oynuyor mu?
Genellikle hastalara sorduğumuz ilk sorulardan bir tanesi de bu soru. Annenizde, anneannenizde ya da kız kardeşiniz de bu hastalık var mı? Sorusunu hastaya yöneltiyoruz. Aynı zamanda bu sadece genetik faktörle olan bir şey değil, bağışıklık sisteminiz ile de alakalı. Endometriozisin oluşması için bağışıklık sisteminizin de izin vermesi lazım.

Âdet sancılarını ağrı kesici ile durdurarak bu hastalığa zemin hazırlamış oluyor muyuz?
Amerika’daki bir çalışmaya göre çikolata kisti hastalığının 8 yıl geç konulduğu saptanmış. Bayanların âdet sancıları var ve komşusundan, arkadaşından ağrı kesici istiyor. Her âdet zamanı bu şekilde ilaçlarla ağrıyı baskılıyor doktora gitmiyor. İleride çocuk sahibi olmak istediğinde ya da artık ağrı kesiciler de fayda etmediğinde kişi doktora geliyor ve çikolata kistinin varlığı görülüyor. Endimetriozis ilerleyen bir hastalıktır. Erken zamanda fark edilirse daha kolay şekilde tedavi edilebilir fakat ilerleyen zamanlarda bu hastalık bağırsaklara ya da idrar yollarına kadar ilerleyebilir. Bu yüzden bir bayan bu yönden şikayetleri olduğunda bir jinekoloğa ya da kadın doğum uzmanına gitmelidir.

Çikolata kistleri kısırlık yapar mı?
Çikolata kistleri kısırlığın sebeplerinden bir tanesidir. Yumurtalık kanallarını tıkayarak yumurtalıkların çalışmamasına sebep olabiliyor, yumurtanın döllenmesine engel olabiliyor ya da yumurtaların tutunmasını engelleyebiliyor. Dolasıyla pek çok faktör ile çocuk sahibi olmayı engelleyebiliyor.

Çikolata kistleri için ameliyat olunduğunda yumurtalıklara zarar gelir mi?
En çok endişe edilen durumlardan biri bu. Ben ameliyat olursam yumurtalıklarımı kaybeder miyim ya da yumurtalıklarıma zarar gelir mi diye soran kişi sayısı oldukça fazla. Hastamıza ise şöyle söylüyoruz: durumu değerlendiriyoruz, eğer bir ameliyat gerekiyorsa yumurtalığı koruyucu bir ameliyat yapıyoruz. Mutlaka kapalı ameliyat tekniğini öneriyoruz ki mümkün olduğunda daha hassasiyetle yumurtalık korunarak bir işlem yapılsın.

Çikolata kistleri diğer kistler gibi kendi kendine patlayabiliyor mu?
Bir kistin patlaması kolay değil fakat çikolata kistlerinin zaman zaman içeriği boşalıp çok daha şiddetli ağrılar yaptığı durumlar olabiliyor.

Çikolata kistleri ilaç ile tedavi edilebilir mi?
İlaçla tedavi yöntemi de mevcut fakat ilaç tedavisi daha çok ağrı üzerine yapılan bir yöntemdir. Hastanın ağrısı varsa ve çocuk isteği gibi bir durumu yoksa o zaman doğum kontrol hapları gibi haplar ile baskılayarak ağrıyı azaltabiliriz. Tabi bir de ileride çocuk sahibi olmak isteyen hastalar doğum kontrol ilaçlarını doğurganlıklarını azaltacak düşüncesi ile kullanmıyor fakat bu ilaçlar kesinlikle doğurganlığı etkilemezler.

Çocuk sahibi olmak isteyenlerde durum biraz daha farklı. Bu kişilere doğum kontrol hapı veremeyiz çünkü zaten çocuk sahibi olmak istiyor. Bu tür hastalarda ameliyatı daha ön planda tutuyoruz. Tabi ameliyata karar verirken de pek çok kritere dikkat etmek gerekiyor.

Ameliyat olacak bayanlara ne önerirsiniz?
Özellikle anneler biraz daha endişeli, acaba kızımın durumu ne olacak çocuk sahibi olabilecek mi gibi sorular soruyorlar. Sonuçta biliniyor ki, iyi yönetilirse tedbirler alınırsa bir sürü çözüm var. Çikolata kisti ilerde çocuk sahibi olmayı engeller diye bir kavram yok. Eğer bir ameliyat söz konusu ise bizim istediğimiz, ameliyat olacaksa 1 defa ameliyat olsun ilerde bu sıkıntıları tekrar çekmesin arzusudur. Bu yüzden işinde uzman kişilere gitmeleri gereklidir.

Doğum kontrol hapları zararlı mıdır?
Doğum kontrol hapları sadece doğum kontrol için verilmiyor. Doğum kontrol hapları ile rahim kanseri, yumurtalık kanseri risklerini, âdet kanaması aşırı olan kişilerde âdet kanamasını azaltılabilir.  Aynı zamanda doğum kontrol hapları hormon dengesizliği olan kişilerde ya da sivilceleri ile baş edilemeyen hastalarda da kullanılabiliyor. Pek çok sebep ile doğum kontrol hapı verilebilir. Bunların hepsindeki temel endişe doğum kontrol hapı kullanmak ilerde çocuk sahibi olmayı engeller mi veya şansını düşürür mü sorusudur. Her zaman söylediğimiz gibi şimdide söylüyorum böyle bir şey söz konusu değildir.

Çikolata kisti ameliyatına karar verildiğinde hastayı nasıl bir süreç bekliyor?
Hastaya göre yaklaşım ve tedavi yaptığımız için hastanın şikâyeti büyük önem taşıyor. Hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir teknoloji yok. Çünkü hastalığın sebebi adet görmekten kaynaklanıyor. Bazı hastalar ameliyat olduktan sonra her şeyin düzeleceği düşüncesi giriyor. Fakat böyle bir garantisi yok. Çünkü hasta âdet görmeye devam ettiği sürece bir endimetriozis veya çikolata kisti görülebilir. Eğer iyi bir cerrahi işlem yapılırsa tekrarlama şansı azalıyor aynı zamanda bu cerrahinin üzerine doğum kontrol hapı da ilave edersek tekrarlama oranı neredeyse %5’in altına kadar çekilebiliyor. Eğer kistin olduğu hasta hemen çocuk sahibi olacak ise doğum kontrol hapı vermiyoruz ve hemen çocuk sahibi olmalarını söylüyoruz. 6 aylık bir süre de doğal yollar ile gebelik elde edilebiliyorsa bir sorun yoktur. Fakat bu süre içerisinde bir gebelik elde edilemiyorsa o zaman hastamızı tekrar testlere sokuyoruz. Eğer sorun yumurtalıklardaysa yumurtalık geliştirici bir ilaç verebiliriz, bir aşılama yapabiliriz veya tüp bebek tedavisine başlayabiliriz.

Eğer 6 ay içinde normal yolla bir gebelik elde edilemiyorsa tüp bebek konusu nerede devreye giriyor?
Hastanın yaşını, kaç yıldır çocuk istediğini, eşinin sperm durumunu, yumurtalık rezevrlerini değerlendirerek bir karar veriyoruz. Bazen çikolata kisti için ameliyata alıyoruz bazen de direk tüp bebeğe alıyoruz. Tüp bebek tedavisi bu tür hastaların tedavisi skalasında var. Dolasıyla bazı hastalarımız ameliyat sonrasında kendiliğinden hamile kalıyor, bazılarına basit bir yumurta geliştirici ilaç veriyoruz, bazılarına aşılamayla destek oluyoruz bazı hastalarda da tüp bebek yapmak zorunda kalıyoruz.

Evli olmayan hastalarımız ameliyat olacak ise şu şekilde bir önerimiz oluyor: Ameliyatta yumurtalıklarınızda bir sorun olmaması için yumurtalarınızı alalım donduralım daha sonrasında evlendiğinizde çocuk yapmayı hedeflediğinizde tüp bebek tedavisine başlayalım diyoruz. Eğer hasta kabul ederse önce yumurtaları topluyoruz daha sonrasında ise ameliyatı gerçekleştiriyoruz.  Çünkü her zaman olmasa da bazen yumurtalık rezervi çok düşüyor ve yumurta cevabı azalabiliyor.

Yayınlandığı Kategori Çikolata Kisti
Cumartesi, 16 Ocak 2010 18:43

Yumurtalık Kistleri

Yumurtalık kistleri, yumurtalığın içinde veya üzerinde yer alan, içleri sıvı dolu keseciklerdir. Yumurtalıklar uterusun her iki tarafında da yer alan, badem büyüklüğündeki organlardır. Yumurtalar yumurtalıklarda gelişir ve büyür ve doğurganlık zamanlarında her ay regl döneminde dışarı atılır.
Birçok kadında yumurtalık kistine rastlanabilir. Çoğu yumurtalık kisti hiçbir rahatsızlık vermez ve zararsızdır. Birçok kist birkaç ay içinde tedavisiz bir şekilde geçer.
Ancak bazı çatlayan yumurtalık kistleri ciddi semptomlar yaratabilir. Sağlığınızı korumanın en iyi yolu kist semptomlarını ve çeşitlerini bilerek, düzenli muayeneyi aksatmamaktır.
Semptomlar
Yumurtalık kistiniz olup olmadığı konusunda semptomlara güvenemezsiniz. Çünkü kistiniz olmasına rağmen, hiçbir semptomunuz olmayabilir. Veya semptomlarınız endometrioz, ilhitaplı pelvik hastalık, dış gebelik veya yumurtalık kanserine benzerlik gösterebilir. Hatta apandist ve divertikül iltihabı da benzer semptomlara sahiptir.
Yine de, semptomları gözlemlemek, vücudundaki değişiklikleri izlemek ve hangi semptomun önemli olduğunu bilmek çok önemlidir. Eğer yumurtalık kistiniz varsa, aşağıdaki semptomlardan bir veya birkaçını gözlemleyebilirsiniz :

  • Adet düzensizlikleri
  • Pelvik ağrı - kesik kesik veya düzenli bir ağrı
  • Adetinizden hemen önce başlayan veya bitmesine yakın son bulan pelvik ağrı
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Bağırsak hareketliliği sırasında ağrı veya bağırsaklarda baskı
  • Mide bulantısı, kısma veya hamilelikteki gibi göğüs hassasiyeti
  • Karın bölgesinde şişlik veya ağırlık hissi
  • İdrar kesesi veya rektum bölgesinde baskı


Doktora Ne Zaman Gitmeli?

  • Ani ve şiddetli karın veya pelvik bölgesinde ağrı
  • Ateş ve kusmayla beraber ağrı hissiyatı varsa bir an önce doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Bu semptomlarınız ve soğuk, nemli cilt, hızlı hızlı nefes alma, hafif baş ağrısı veya zayıflık gibi diğer semptomlarınız da olabilir, doktorunuza danışınız.
Sebepler
Yumurtalıklarda her ay kiste benzer şekilde folliküller oluşur. Folliküller östrojen ve progesteron hormanlarını üretir ve yumurtladığınız dönemde yumurtayı serbest bırakır. Bazen aylık normal bir follikül büyümeye devam eder, bu durumda buna fonksiyonel kist denir. Bu demektir ki, bu kist adet döngüsünün normal fonksiyonu sırasında oluşmuştur. 2 çeşit fonksiyonel kist vardır :

  • Folliküler Kist : Adet döngüsünün ortasına doğru, beyninizdeki hipofiz bezi LH hormonu salgılar, ve bu folliküle yumurtayı serbest bırakmasını bildirir. Herşey plana uygun gittiğinde, yumurta follikülden çıkar ve döllenmenin gerçekleşeceği fallop tüplerine doğru yolculuğuna başlar.

Folliküler kist LH artışı gerçekleşmediği zaman oluşur. Sonuçta follikül çatlamaz ve yumurtayı serbest bırakmaz. Onun yerine büyür ve kiste dönüşür. Bu tarz kistler genelde zararsızdır, nadiren ağrı yapar ve genellikle 2 - 3 adet döngüsü dahilinde kendiliğinden yok olurlar.

  • Korpus luteum Kisti : LH hormonu artığında ve yumurta serbest bırakıldığında, çatlamış follikül, gebelik olması için, daha büyük miktarlarda östrojen ve progesteron üretmeye başlar. Bu değişmiş follikül artık Korpus luteumdur. Ancak bazen, yumurtanın çıkış kapısı tıkanır ve follikülün içine sıvı birikerek korpus luteumun kist oluşturmasına sebep olur.

Bu kist genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden geçse de, 7 cmlik bir kist de oluşturarak; iç kanama yapabilir, yumurtalığın dönmesine sebep olabilir, kan teminini engelleyebilir ve karın ağrısına neden olabilir. Eğer kanla dolarsa, kist parçalanarak iç kanamaya ve ani şiddetli bir ağrıya sebep olabilir.
Komplikasyonlar
Büyük bir yumurtalık kisti karında rahatsızlık hissi verebilir. Eğer büyük bir kist idrar kesesine baskı yapıyorsa, daha sık idrar yapma ihtiyacı duyabilirsiniz.
Bazı kadınlarda semptomu olmayan ama pelvik muayene esnasında keşfedilen kistler gelişebilir. Menopoz sonrası oluşan kistik yapılar kanser öncüsü olabilirler. Bu faktörler düzenli muayeneyi önemli kılmaktadır.
Aşağıdaki kist çeşitleri fonksiyonel kistlere göre daha nadirdir :

  • Dermoid Kist : Bu kistler, insan yumurtalarını üreten hücrelerden oluştukları için, içlerinde saç, deri, diş gibi dokuları barındırabilirler. Nadiren kanserlidirler, ama büyüyerek yumurtalığı normal yerinden edebilirler. Bu, yumurtalık torsiyonu olarak adlandırılan, yumurtalığın ağrılı bir şekilde dönmesi ihtimalini arttırır.
  • Endometrioma (Çikolata Kisti) : Bu kistler endometriozun bir sonucu olarak gelişirler. Endometrioz rahim iç tabakasında bulunan ve her ay adet kanaması şeklinde dışarıya dökülen endometriumun vücutta rahim dışında bir yere yerleşmesidir. Bu doku yumurtalığa yapışarak orada büyüyebilir.
  • Kistadenom : Bu kistler yumurtalık dokusundan oluşurlar ve içlerinde suya benzer bir sıvı veya sümüksü bir materyal vardır. 17 cme kadar büyüyebilir ve yumurtalık torsiyonuna neden olabilirler.

Testler ve Teşhis
Pelvik muayene esnasında bir kiste rastlanabilir. Eğer kistten şüphelenilirse, doktorunuz kistin niteliği ve tedaviye ihtiyacınız olup olmadığını belirlemek için ileri testler isteyebilir.
Genelde doktorlar kistin teşhisi için birçok soru yöneltirler

  • Şekil
  • Büyüklük
  • Bileşim : İçi sıvı doluysa, tekbir çeşit sıvı mı yoksa karışık mı?

Kistin niteliğini belirlemek için doktorunuz aşağıdaki prosedürleri gerçekleştirebilir :

  • Gebelik testi : Pozitif bir gebelik testi, kistin Korpus luteum olduğunu belirtebilir.
  • Pelvik ultrason : Bu alet ile karın üstünden veya vajina içinden rahmin ve yumurtalıkların görüntüsünü verir.
  • Laparoskopi : Laparoskop yardımıyla doktorunuz yumurtalıkları görebilir ve kisti alabilir.
  • CA 125 Kan Testi : Eğer bir kısmı katı olan bir yumurtalı kistiniz varsa, kanser riskiniz de vardır ve doktorunuz CA 125 kan testi isteyebilir. CA 125 kan testi aynı zamanda endometrioz gibi kanserli bir durum teşkil etmeyen zamanlarda da istenebilir.

Tedavi ve İlaçlar
Tedavi yaşınıza, kistin niteliğine ve büyüklüğüne ve şikayetinize göre değişebilir. Doktorunuz şunları tavsiye edebilir :

  • Gözlemleme : Eğer üreme yıllarınızda iseniz, şikayetiniz yoksa ve ultrasonda basit içi sıvı dolu bir kistiniz çıktıysa; doktorunuz beklemeyi ve 1 - 3 ay içinde tekrar muayeneyi önerebilir. Gözlemleme ultrason eşliğinde düzenli takibi içerir.
  • Doğum Kontrol Hapları : İleriki adet dönemlerinde yeni kistlerin oluşumunu engellemek için doktorunuz doğum kontrol hapı önerebilir. Doğum kontrol hapları ile yumurtalık kanserine yakalanma ihtimaliniz de düşer.
  • Operasyon : Eğer kist büyükse, fonksiyonel kiste benzemiyorsa ve büyümeye devam ediyorsa, doktorunuz operasyonla bunu almayı da önerebilir.

Bazı kistler kistektomi olarak bilinen yumurtalığın alınmasına gerek kalmadan alınabilirler. Doktorunuz zarar görmüş bir yumurtalığı alıp, zarar görmemiş olanı bırakmayı da önerebilir. Buna da ooferektomi denir. Her iki prosedürde de doğurganlığınıza bir zarar gelmez. En azından bir yumurtalığı almamak ile östrojen üretimi devam eder.
Eğer kistiniz kanserliyse, doktorunuz histerektomi yani hem yumurtalıkların hem de rahmin alınmasını önerir. Menopozdan sonra kanserli kist oluşumu artar. Sonuçta çoğu doktor menopozdan sonra oluşan kistik yapıları için operasyonu önerir.
Korunma
Yumurtalık kistinin büyümesini engellemenin kesin bir yolu olmasa da, düzenli pelvik muayeneler ile erken teşhis yapılabilir. Ayrıca, aylık menstural döngünüzdeki değişikliklere dikkat edin, semptomları gözlemleyin ve olumsuz bir durumda doktorunuzla temasa geçin.

Yayınlandığı Kategori Enfeksiyon - Kist - Kanser
Pazartesi, 09 Ekim 2017 22:35

Laparoskopik Myomektomi

Jinekolojik endoskopik cerrahi girişimlerin belki de en fazla tartışma konusu olanı laparoskopik myomektomidir. Laparoskopik olarak yapılan cerrahinin laparotomi ile yapılana kıyasla bazı kanıtlanmış avantajları vardır. Bu avantajların hepsi laparoskopi için kullanılan ulaşım kesilerinin laparotomi kesisine oranla çok daha küçük olmasından kaynaklanır. Küçük kesilerden yapılan operasyon sonucunda postoperatif analjezik gereksinimi daha az, hastanede kalış süresi daha kısa ve normal aktiviteye geri dönüş daha hızlı olmaktadır. Laparoskopik uygulamalar ve özellikle komplike laparoskopik cerrahi laparotomi ile yapılana oranla genelde daha uzun sürmekte ve tek kullanımlık aletlere ile yapıldığında daha pahalıya mal olmaktadır. Laparoskopi ve laparotomi arasında cerrahinin sonuçları ve ölçülebilir sonuç verileri arasında ise myomektomi için farklılıklar genelde gösterilememiştir. İntraoperatif ve postoperatif komplikasyonlar, adezyon formasyonu, fertilitenin restorasyonu ve postoperatif gebelik oranları gibi parameterelerde kıyaslandığında laparoskopi veya laparotomi ile yapılan myomektomiler arasında fark yoktur.

Farklı laparoskopik myomektomi teknikleri tanımlanmıştır. Myomun uterustan ve karından laparoskopik olarak çıkarılması klasik olarak laparoskopik myomektomi olarak adlandırılmaktadır. Burada uterus üzerindeki kas ve seroza defekti de laparoskopik olarak onarılmaktadır. Myom karın dışına morselasyon ile, Douglastan veya minilaparotomi ile alınabilir. Diğer bir sıkça kullanılan teknik ise myomun laparoskopik olarak uterustan çıkarıldıktan sonra uterusun bir minilaparatomi insizyonundan dışarı alınarak kas ve seroza defektinin onarılmasıdır. Buna laparoskopi ile asitse edilen myomektomi adı verilmektedir. Diğer tanımlanan uygulamalar arasında laparoskopik ultraminilaparotomik myomektomi, laparoskopik embolize myomektomi, ve laparoskopik myolizis ve kryomyolizis sayılabilir.

Laparoskopik myomektomi için endikasyonlar laparotomi ile yapılan myomektomiye kıyasla değişik değildir. Laparotomide olduğu gibi sadece semptomatik myomlar ve fertilte restorasyonu amacı ile operasyon yapılmalıdır. Sadece yapılabilirliği nedeni ile küçük ve semptom vermen myomlar için laparoskopi yapılmamalıdır. Laparoskopik myomektomi için kondisyonlar genellikle myomların özelliklerine bağlıdır. Myom sayısının üçten fazla olması, myomların 5 cm den büyük olması ve derin intramural lokalizasyon göstermesi, hastanın daha önce geçirilmiş pelvik operasyonlarının olması laparoskopik myomektomiyi zorlaştıran kondisyonlardır. Deneyimsiz cerrah ve yetersiz ameliyathane ve ekipman koşullarında ise laparoskopik myomektomi yapılmamalıdır. Laparoskopik myomektomi yapacak olan cerrahın intraabdominal sütür tekniklerine aşina olması ise şarttır.

Hastanın preoperatif hazırlığı da laparotomiden fazlaca farklı değildir. Preoperatif analog kullanımı tartışmalıdır. Daha az adezyon formasyonuna neden olabilmesi nedeni ile operasyonun folliküler fazda yapılması daha iyidir. Büyük myomlar embolize edildikten sonra laparoskopik olarak çıkarılabilir ancak bu konuda deneyim henüz yetersizdir.

Operasyon sırasında uterus içine manipülatör yerleştirilmesi şarttır. Aletlerin karın içine dahil edilmesi için kullanılan portların myom büyüklüğüne göre daha üstten açılması gerekebilir. Laparoskopik tribüşon veya tenakulum ve elektromekanik morselatör laparoskopik myomektomiyi kolaylaştıran en önemli iki alettir. Myomun mekanik olarak morsele edilmesi ise özellikle büyük myomlarda çok zaman kaybına yol açmaktadır.

Komplikasyonlar intraoperatif ve postoperatif olabilir. Değişik serilerde laparotomiye dönüş oranları %2-30 arasındadır. Teknik zorluklar ve kanama en önemli laparotomi gerektiren nedenlerdir. Derin intramural lokalizasyonlu ve 5 cm’aden büyük myomlarda laparotomiye dönüş riski daha fazladır. Postoperatif komplikasyonlar ise enfeksiyon, anormal skar iyileşmesi,adezyon formasyonu ve uterus kas tabakasının gebelik veya doğum sırasında ayrılmasıdır. Bu komplikasyonların laparotomi ile yapılan myomektomiye kıyasla farklı olmadığı kabul edilemektedir. Uterus kas tabakasının ayrılması konusunda literatürde bildirilmiş 6 olgu vardır. Adezyon formasyon oranları 5 ayrı çalışmada incelenmiştir. Ortalama adezyon oranı %44 adneksiyal adezyon oranları ise %26 dır. Bu oranlar laparotomi ile kıyaslandığında daha düşüktür. Laparoskopik myomektomi için adezyon riskinin daha fazla olduğu olgular myomun posterior lokalizasyonda olduğu ve yerleşimin derin olduğu olgulardır. Rekürrens oranları da randomize çalışmalarda farklı değildir. Myomların çok sayıda olması ve derin intramural lokalizasyon göstermeleri kümülatif rekürrens oranlarını yükseltmektedir. Laparoskopik myometomi sonrasında rekürrens değişik serilerde %12-44 arasında verilmektedir.

Laparokopik myomektomi sonrasında fertiliteyi inceleyen pek çok çalışma vardır. Fertilite isteği olan hastalarda gebelik oranları %50'ler civarındadır. Myomektominin infertilite nedeni ile yapıldığı durumlar içinse daha az veri vardır. İnfertilitenin multifaktoriyel olması nedeni ile tam oran vermek zor olmaktadır. Genelde kadın yaşının ileri olması, infertilite süresinin uzun olması ve diğer infertilite faktörlerinin varlığı gebelik oranlarını olumsuz olarak etkilemektedir.

Myomektominin laparoskopik veya laparotomiyle yapılmasını karşılaştıran randomize çaılşmalarda operasyon süresi genelde laparoskopik işlem için daha uzun olmasına rağmen, intaoperatif ve postoperatif komplikasyon oranları, postoperatif analjezik gereksinimi, hastaneden kalış süresi ve normal hayata dönüş süresi daha düşüktür. Fertilite ve adezyon formasyonu yönünden ise genelde fark olmadığı görülmektedir. Bu nedenlerle iyi seçilmiş olgularda laparoskopik myomektomi tercih edilen yöntem olmalıdır.

Yayınlandığı Kategori Laparoskopi - Histeroskopi - Endoskopi
Cumartesi, 16 Ocak 2010 18:25

Kısırlık Tedavisinde Endoskopik Cerrahi

Teknolojik gelişmelere paralel olarak endoskopik ameliyat teknikleri de hızla gelişim göstermiş ve geniş uygulama alanları bulmuştur. Kadın hastalıkları alanında da benzer gelişmeler söz konusu olmuştur. Açık ameliyata göre endoskopik, yani kapalı ameliyat tekniklerinde hastanın daha hızlı iyileşmesi ve daha kısa sürede günlük yaşamına dönebilmesi mümkündür. Aynı zamanda ameliyat sonrası daha az ağrı, daha kısa süre hastanede kalış ve bayanlar için önemli bir konu olan daha kozmetik sonuçlar söz konusudur.
Endoskopik cerrahinin hastaya sağladığı birçok avantaj vardır. Bunlar; hastaların operasyon sonrası hızlı bir şekilde iyileşmeleri, hastanede yatış süresinin daha kısa olması, hastanın ameliyat sonrası hissettiği ağrının daha az olması, işe geri dönüş zamanının kısa olması ve karına büyük bir kesi yapılmaması nedeniyle daha kozmetik sonuçlara sahip olmasıdır.
Kadın hastalıkları alanında uygulanan iki temel endoskopi yöntemi laparoskopi ve histeroskopidir.

Laparoskopi genel anestezi altında yapılan ve göbek deliğinden ince bir teleskopun karın içine sokularak karın içi organlarının görüntülenmesini sağlayan bir ameliyattır.
Laparoskopi ile karın alt bölgesinde açılan 3 - 5 mmlik deliklerden içeri sokulan aletler ile rahim, yumurtalık ve tüpleri ilgilendiren hastalık veya problemleri doğrudan gözlemleme ve cerrahi girişim yapma olanağı vardır. Yumurtalık kistleri, dış gebelikler, myomlar, gebe kalabilirliği artıran tüp cerrahisi ve endometrioz laparoskopik olarak kolayca tedavi edilebilmektedir.

Histeroskopi özel bir kamera sistemi ile rahim içerisinin görüntülenmesidir. Düzensiz kanamalarda, rahim içinde polip veya myom şüphesinde veya çocuk sahibi olamayan çiftlerde rahim içinin değerlendirilmesi gerektiğinde uygulanmaktadır. Yapılan çalışmalar histeroskopinin, küretaj yöntemi ile rahimden parça alınmasına göre daha üstün bir yöntem olduğunu göstermiştir. Histeroskopi ile rahim içini görebilmek polip veya myom gibi rahmin bir bölgesine yerleşen hastalıkların atlanma ihtimalini ortadan kaldırır.
Tüp bebek tedavisi öncesi, rahmin içinde embriyonun tutunmasını engelleyen bir olumsuzluk olup olmadığı, histeroskopi ile ortaya çıkarılabilir. Bu olumsuzluklar: rahim boşluğuna doğru büyümüş olan myomlar, polipler veya doğuştan rahimdeki şekil bozuklukları (rahmi ikiye ayıran zarlar vs..). Bu bozuklukların hem tanısı hem de tedavisi aynı seansta yapılabilmektedir. Eğer hastanın tekrarlayan erken gebelik kayıpları var ise, yine rahim içinin araştırılmasında histeroskopi başvurulması gereken yöntemlerden birisidir.

Yayınlandığı Kategori KISIRLIK
Page 1 of 3

İletişim Kanallarımız

Şair Eşref Bulvarı 1408 Sok.
Meriç Ap. No.7 K.2 D.5 Alsancak / İzmir
İzmir: (0232) 464 20 55 ve (0530) 877 10 57
Whatsapp: (0536) 828 24 90
dr@fatihsendag.com

İletişim Formu

Form by ChronoForms - ChronoEngine.com
Copyright © 2019 Prof. Dr. Fatih Şendağ www.fatihsendag.com.

Lütfen telefon numaranızı girin
sizi arayıp bilgi verelim.

We are calling your phone

0:00

Thanks,
We will call you back soon.

Whatsapp
Whatsapp iletişimi

Beni geri arayınız

Bana Ulaşın

Bana Ulaşın

Close